Talepkar aileme rağmen bir garsonla evlendim sonrasında ise..

Ailenin tek çocuğu olduğum için bana bir evlat gibi değil, geleceğe yapılmış bir yatırım gibi davranılıyordu.

Küçük yaşlardan itibaren ailem hayatımı sessizce tek bir hedef etrafında şekillendirdi: “doğru” kadınla evlenmek. Her davette, annemin arkadaşları kızlarını benim önümde adeta sergiliyordu. Hepsi bakımlı, kibar ve zengin biriyle evlenmeye hazır olacak şekilde yetiştirilmişti.

Sonra, otuzuncu doğum günümde babam son kuralı koydu.

“Eğer otuz bir yaşına kadar evlenmemiş olursan,” dedi akşam yemeğinde sakin bir sesle, “seni mirastan çıkarırım.”

Ne tartışma vardı ne de öfke. Sadece iş hayatında kullandığı o soğuk ve kesin ton.

Bir anda hayatımın bir son tarihi olmuştu.

Haftalar boyunca benimle değil soyadımla ilgilenen kadınlarla yaptığım rahatsız edici buluşmalardan sonra bir akşam Ankara şehir merkezindeki küçük bir kafeye girdim.
Reklamlar