1. Bölüm
Kızım bana ilk kez bir Çinli adama âşık olduğunu söylediğinde bunun sadece geçici bir heves olduğunu düşündüm.
Ancak kısa bir süre sonra evlenmeye karar verdiklerini söyledi.
Bunu kabul edemedim.
Bana göre birbirlerinden çok farklıydılar.
Kızım uzun boylu, güzel ve kendine güvenen biriydi.
O ise kızımdan belirgin şekilde daha kısa boyluydu, çok sakin, az konuşan ve kızımın yanında hayal ettiğim erkekten tamamen farklıydı.
Kültürel farklılıklar da beni korkutuyordu.
Birlikte asla mutlu olamayacaklarına inanıyordum.
Uzun süre kızımı bu evlilikten vazgeçirmeye çalıştım.
Neredeyse her gün tartışıyorduk.
Ona mutlaka daha iyi birini bulacağını söylüyordum.
Ama o sakin bir şekilde şöyle diyordu:
— Anne, ben onu zaten buldum.
Düğünden bir gün önce son kez tartıştık.
Sonradan defalarca pişman olacağım birçok kırıcı söz söyledim.
Kızım ağladı ve sessizce şöyle dedi:
— Bir gün yanıldığını anlayacaksın.
Düğünden sonra eşiyle birlikte onun ülkesine taşındı.
İlk başta beni kendisinin aramasını bekledim.
Sonra kısa süre içinde boşanıp eve döneceğini umut ettim.
Ama yıllar geçti.
Bir yıl.
Sonra üç yıl.
Sonra beş yıl.
Bu süre boyunca bir kez bile konuşmadık.
Sık sık çocukluk fotoğraflarına baktım ama gururum her seferinde telefonu elime almama engel oldu.
Bir akşam artık dayanamadım.
Titreyen ellerimle numarasını çevirdim.
Uzun süre telefonun çalma sesini dinledim.
Sonra birden tanıdık sesini duydum.
— Anne…
Ağlamıyordu.
Bana hiçbir suçlama yöneltmedi.
Sadece sonunda onu aramış olmama seviniyordu.
Birkaç dakika sonra görüntülü aramayı açtı.
Gözlerimi ekrana kaldırdım…
Ve gördüğüm şey karşısında adeta dona kaldım…