Torunum Deniz’in bir gün okuldan gözyaşları içinde eve dönmesi ve öğretmeninin ailesi hakkında sarf ettiği tuhaf sözler, beni yıllardır kabullendiğim acı bir yalanın peşine düşürdü. Oğlum ve gelinim hakkındaki "alkollü kaza" raporunun aslında büyük bir kahramanlığı örtbas etmek için uydurulmuş bir kılıf olduğunu, saklanan mektuplar ve bir öğretmenin itirafıyla öğrenecektim.
Yağmurlu bir perşembe ikindisiydi. Kapı çalındığında, her zamanki gibi torunum Deniz’in neşeli sesini duymayı bekliyordum. Ancak kapıyı açtığımda, sekiz yaşındaki torunumun omuzları çökmüş, gözleri kıpkırmızı bir halde karşımda durduğunu gördüm. Ayakkabılarını bile çıkarmadan boynuma sarıldı ve hıçkırıklara boğuldu. Ne olduğunu sorduğumda, kesik kesik aldığı nefeslerin arasından dökülen o cümle, evimizin yıllardır süren sessizliğini bıçak gibi kesti: "Öğretmenim ailem hakkında bir şey söyledi dede... Benim babam kötü biri değilmiş, gerçek bir kahramanmış. Neden bana yalan söylediniz?"
Bu sözler beynimde yankılanırken dondum kaldım. Deniz’in anne ve babasını, yani benim biricik oğlum Selim ile gelinim Zeynep’i yedi yıl önce kaybetmiştik. Bize söylenen ve polis tutanaklarına geçen resmi gerçek şuydu: Oğlum alkollü araç kullanırken direksiyon hakimiyetini kaybetmiş, eşiyle birlikte köprüden uçarak hayatını kaybetmişti. Yıllarca bu utançla, bu tarifsiz acıyla yaşamış, Deniz’e babasının ölüm nedenini hep yuvarlayarak anlatmıştım. Peki, yeni atanan bu sınıf öğretmeni bizim hakkımızda ne biliyor olabilirdi?
Ertesi sabah ilk işim soluğu okulda almak oldu. Öfkeliydim, kafam karışıktı ve içimde adlandıramadığım bir korku vardı. Sınıf öğretmeni Aylin Hanım’ı müdür yardımcısının odasında buldum. Beni gördüğünde hiç şaşırmadı; aksine, yıllardır bu anı bekliyormuş gibi derin bir nefes aldı. Masadaki evrakları kenara iterek gözlerimin içine baktı ve titreyen bir sesle konuşmaya başladı: "Kemal Bey, haddimi aştığımın farkındayım. Dün sınıfta birkaç çocuk Deniz’le ailesi olmadığı için alay edince dayanamadım. Çünkü sizin oğlunuz, benim abimin hayatını kurtaran adamdı."
Duyduklarım karşısında sandalyeye nasıl çöktüğümü hatırlamıyorum. Aylin Hanım, oğlum Selim’in aslında sıradan bir muhasebeci olmadığını, yıllar önce uluslararası bir insan kaçakçılığı şebekesini çökertmek için polisle gizli çalışan bir bilgi kaynağı olduğunu anlattı. Şebekenin elinden kurtarılan yirmi çocuktan biri de Aylin Öğretmen'in o zamanlar kayıp olan küçük kardeşiydi devamı icin sonrki syfaya gecinz...