Ben 28 yaşındayım. Bana Ceren diyebilirsiniz.
Annem üç yıl önce vefat ettiğinde hayatımın en büyük boşluğunu yaşamıştım. Annem sadece annem değildi; aynı zamanda güçlü, çalışkan ve ileri görüşlü bir kadındı. Yıllar önce kurduğu aile işletmesi sayesinde hem bize hem de çalışanlarına güvenli bir gelecek sağlamıştı. Evimiz, arsalarımız ve şirketimizin temeli onun emeğiyle kurulmuştu.
Annemin ölümünden yaklaşık bir yıl sonra babam yeniden evlendi. Yeni eşinin adı Sema idi. İlk başta herkes gibi ben de ona bir şans vermek istedim. İnsanların içinde oldukça nazik, güler yüzlü ve yardımsever görünüyordu. Fakat zaman geçtikçe gerçek kişiliğini fark etmeye başladım. Özellikle konu ailemizin parası olduğunda gözlerindeki hırs gizlenemeyecek kadar belirginleşiyordu.
Sema’nın bana karşı açık bir düşmanlığı yoktu ama sürekli ince imalarla beni ve nişanlım Mert’i küçümsemeye çalışıyordu.
“Böyle başarılı erkekler bazen rahat bir hayat için evlenir,” derdi.
Bu sözleri her duyduğumda içimde hafif bir öfke yükselirdi. Çünkü Mert zaten kendi şirketini kurmuş, ayakta tutmuş başarılı bir iş insanıydı. Bizim ilişkimiz para ya da çıkar üzerine kurulmamıştı. Birbirimizi gerçekten seviyor ve hayatımızı birlikte kurmak istiyorduk.
Nihayet düğün günümüz geldi.
Baharın sıcak ama hafif rüzgarlı bir günüydü. Düğünümüz tarihi bir nikâh salonunda yapılacaktı. Sabah erkenden hazırlıklar başladı. Gelin odasına girdiğimde kalbim heyecandan hızla atıyordu.
Ama içeri adım attığım anda her şey durdu.
Gelinliğim askıda duruyordu.
Fakat… parçalanmıştı.
Danteller kesilmiş, eteği düzensiz şekilde yırtılmıştı. Birkaç saniye ne gördüğümü bile anlayamadım. Yanımdaki arkadaşlarım panik içinde “Belki taşınırken zarar gördü” gibi şeyler söylüyordu ama içimde bir şey bunun kaza olmadığını söylüyordu.
Salonun koridorlarında güvenlik kameraları vardı. Bu ayrıntıyı sadece organizasyonla ilgilenirken öğrenmiştim.
Kimse fark etmeden görevliye gidip görüntüleri izlemek istediğimi söyledim.
Ekranda birkaç dakika geri sarıldığında gerçek ortaya çıktı.
Koridorda tanıdık bir siluet belirdi.
Sema.
Elbise kılıfını açıyor, çantasından bir makas çıkarıyor ve büyük bir sakinlikle gelinliğimin dantellerini kesiyordu. Yüzündeki ifade öylesine rahattı ki sanki yaptığı şey son derece normaldi.
O an içimde büyük bir kırgınlık oluştu. Ama bağırıp çağırmak yerine sessiz kalmayı seçtim. Çünkü düğün günümün tamamen kaosa dönüşmesini istemiyordum.
Kısa bir süre düşündüm.
Sonra aklıma bir şey geldi.
Koşarak eve gittim ve yıllardır açılmayan tavan arasına çıktım. Annemin eşyaları orada saklanıyordu. Eski sandıklardan birini açtığımda annemin 90’lı yıllardan kalma gelinliği karşıma çıktı.
Temiz, zarif ve zamansız bir tasarıma sahipti.
Onu dikkatle giydim.
Aynaya baktığımda kalbim yumuşadı. Sanki annem yanımdaydı.
Nikâh salonuna geri döndüğümde herkes şaşkınlıkla bana baktı. Misafirler fısıldaşmaya başladı. Gelinliğin hikayesini bilen bazı akrabalar gözleri dolarak gülümsüyordu.
Ama en dikkat çekici tepki Sema’nın yüzündeydi.
Bir anda rengi soldu. Gözleri büyüdü. Sanki geçmişten gelen bir hayalet görmüş gibiydi.
Nikâh memurunun önüne doğru yürürken gelinliğin etek kısmında küçük bir yırtık oluştu.
Ve içinden kalın sarı bir zarf yere düştü.
Zarf mermer zemine düşerken çıkan ses bütün salonu susturdu devamı icin sonrki syfaya gecinz...
BÜYÜK ELEKTRİK KESİNTİSİ YAŞANACAK
Usta Bir İsim Hayatını Kaybetti
Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’ten