Yirmi yıl önce, dağlarda çıkan bir fırtınada kaybolmuş küçük bir çocuğu kurtarmıştım. O gece verdiğim bir söz, aradan geçen onca zamana rağmen unutulmamıştı. Dün kapım çaldığında, geçmiş sandığım o an geri dönmüş ve hayatımı bir kez daha değiştirmişti.
O zamanlar kırklı yaşlarımdaydım. Her fırsatta sırt çantamı alır, dağlara kaçardım. Doğa benim sığınağımdı. O gün hava açık başlamıştı ama öğleden sonra gökyüzü aniden karararak öfkeyle homurdanmaya başladı. Rüzgâr ağaçları eğiyor, şimşekler vadiyi parçalıyor, yağmur adeta taş gibi yağıyordu. Kamp alanıma ulaşmaya çalışırken rüzgârın uğultusunun arasından ince, boğuk bir hıçkırık sesi duydum.
Duraksadım. Bir hayvan olamazdı.
Sesi takip ettiğimde, bir çam ağacının dibine sinmiş, sırılsıklam olmuş küçük bir çocuk gördüm. On iki yaşlarındaydı. Dişleri birbirine vuruyor, gözleri korkuyla etrafı tarıyordu.
“Hey, sakin ol,” dedim, yağmurluğumu çıkarıp omuzlarına sararken. “Artık yalnız değilsin.”
Adının Emre olduğunu söyledi. Okul yürüyüş grubuyla gelmiş, bir anlık dalgınlıkla patikadan sapmış, sonra da fırtına bastırmıştı. Onu çadırıma götürdüm, kuru kıyafetler verdim, termosumdaki sıcak çayı içirdim. Çorba ısıtırken dışarıdaki fırtına çadırın bezini yumrukluyordu ama içeride küçük bir güven dünyası kurmuştuk.
“Sen olmasaydın ölmüştüm,” dedi kısık sesle. “Bir gün sana borcumu ödeyeceğim.”
Gülümsedim. “Bana hiçbir şey borçlu değilsin.”
Ama o söz, onun zihninde yer etmişti.
Ertesi sabah hava açtığında onu dağın eteğindeki servis aracına ve telaşlı öğretmenine teslim ettim. Teşekkürler edildi, özürler dilendi. Ben ise çantamı sırtlanıp yoluma devam ettim. O günü yıllar içinde güzel ama uzak bir anı olarak sakladım.
Zaman geçti. Dizlerim eskisi gibi değildi. Dağlara çıkmayı bıraktım. Küçük bir kasabada mütevazı evimde sakin bir hayat sürmeye başladım devamı icin sonrki syfaya gecinz...
Deprem Son Dakika
40 yaş ve üzeri mutlaka tüketmeli…!
Beni hasta ve yalnız bırakan iki oğlum