Eşimle evliliğimizin 15. yıl dönümünü kutlamak için İstanbul’un en lüks restoranlarından birine gitmiştik. Ortam büyüleyiciydi; kristal avizeler ışığı zarifçe yansıtıyor, fonda hafif bir caz melodisi çalıyor, masalar mum ışıklarıyla süslenmişti. Her şey kusursuz görünüyordu… ta ki yan masaya oturan dört kişi gelene kadar.
İki çift oldukları belliydi. Kadınlar göz alıcı elbiseler içinde, boyunlarında pırlanta kolyeler, erkekler ise pahalı takım elbiseleri ve dikkat çekici saatleriyle adeta servetlerini sergiliyordu. Ancak asıl dikkat çeken şey görünümleri değil, tavırlarıydı. Yüksek sesle konuşuyor, kahkahaları tüm salonu dolduruyordu. Sanki mekânın sahibiymiş gibi davranıyorlardı.
Bir süre sonra adamlardan biri elini savururken kadehini devirdi. Kırmızı şarap masadan akıp yere yayıldı, ardından kadeh yere düşüp paramparça oldu. Garsonlar kısa bir tereddüt yaşadı, ardından yaşlı bir temizlikçi kadın hızla yanlarına geldi. Kadın en az altmış yaşlarında görünüyordu. Saçlarının çoğu grileşmişti, yüzündeki çizgiler yılların yorgunluğunu taşıyordu. Üzerindeki üniforma temizdi ama eskiydi. Eğilip sessizce kırıkları toplamaya başladı.
Kadın başını eğmiş, özür dileyerek işi toparlamaya çalışıyordu. İşte o anda, yan masadaki sarışın kadın dudaklarını büzerek konuştu:
“Gerçekten mi? Böyle bir yerde çalışan daha düzgün biri yok mu?”
Yanındaki kadın alaycı bir kahkaha attı:
“Ayakkabılarına bak… Paramparça olmuş. Burası beş yıldızlı bir yer, barınaktan adam mı topluyorlar?”
Adamlarından biri de gülerek ekledi:
“Belki de dekorun bir parçasıdır. ‘Nostaljik hizmet’ falan.”
Sözler bıçak gibi havayı kesti. Yaşlı kadın bir an durdu. Elleri titredi. Gözlerini kaçırdı ama o an utancı saklayamadı. Gözleri dolmuştu.
Ben donup kalmıştım. Midem bulanıyordu. Böyle bir sahneye tanık olmak bile ağır geliyordu. Ama yanımda oturan eşimin nefes alışının değiştiğini hissettim. Gözleri sertleşmişti.
Bir anda sandalyesini geri itti. Çıkan keskin ses, restorandaki tüm uğultuyu susturdu.
Eşim—Murat—yavaşça ayağa kalktı. Hiç acele etmiyordu ama her adımı kararlıydı. Doğrudan o masaya doğru yürüdü. Herkesin bakışları onun üzerindeydi. Garsonlar donmuş gibi izliyordu. O zengin grup ise önce şaşkınlıkla, sonra hafif bir küçümsemeyle Murat’a baktı.
Murat masalarına geldiğinde kısa bir sessizlik oldu. Ardından sakin ama net bir sesle konuştu:
“Az önce söylediklerinizi duydum.”
Sarışın kadın gözlerini devirdi:
“Size mi söyledik?”
Murat hiç tepki vermedi. Sadece hafifçe başını yana eğdi devamı icin sonrki syfaya gecinz...
İran ABD Olayları Hakkında
Her gün 3 adet yiyen farkı hissediyor
6 Sezonluk Fenomen Dizi Yeniden Ekranlara Geliyor!