Murat, Hilal’e karşı duyduğu estetik hoşnutsuzluğu ve soğukluğu gerekçe göstererek vicdanını rahatlatmaya çalışıyor, Sibel’in ilgisinde kaybettiği heyecanı arıyordu. Sibel ise ablasının yaşadığı çaresizliği ve güvensizliği bir fırsat olarak görüp en yakınındaki insanın hayatına sızmaktan çekinmedi.
Yasak ilişki gizli gizli devam ederken, evdeki hava her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Hilal, eşinin telefonunu yanından ayırmamasından, Sibel’in evdeyken takındığı garip tavırlardan ve aralarındaki aşırı samimiyetten şüphelenmeye başladı. Yine de aklına böyle bir ihaneti getirmek istemiyor, "Kendi öz kardeşim ve eşim bana bunu yapmaz" diyerek şüphelerini bastırmaya çalışıyordu.Gerçekler ise çok geçmeden, beklenmedik bir anda ortaya çıktı. Bir akşam Hilal, rahatsızlandığı için erken yatmaya çekilmişti. Gece yarısı su içmek için uyandığında salonun ışığının açık olduğunu fark etti. İçeri doğru yürüdüğünde gördüğü manzara hayatının en büyük kabusu oldu: Murat ve Sibel, aynı koltukta birbirlerine sarılmış vaziyette duruyorlardı.
O an dünyası başına yıkılan Hilal, büyük bir şok ve derin bir hayal kırıklığıyla sarsıldı.