Zeynep sakin bir sesle cevap verdi: “Hayır. Çünkü ben sevgiyi seçtim.”
Kapı kapandığında ev sessizliğe gömüldü. Zeynep bana döndü, gözleri doluydu ama gülümsüyordu. “Baloya geç kalmayalım,” dedi.
O gece Zeynep mavi elbisesiyle salona girdiğinde herkes ona baktı. Ama kimse gülmedi. Aksine, hayranlıkla fısıldaştılar. Çünkü o elbise sadece güzel değildi; gerçekti.
Yıllar sonra Zeynep üniversiteden mezun olduğunda bana sarılıp şunu söyledi: “Beni sen büyüttün. Kim olduğumu sen öğrettin.”
O an anladım: Kan bağı değil, emek ve sevgi bir aileyi gerçek kılan şeydi. Ve bazen en değerli miras, bankada değil; bir dikiş makinesinin başında, sessizce verilen mücadelede saklıydı.