Bir akşam mezarına gittim. Toprak henüz tazeydi. Dizlerimin üzerine çöktüm.
“Beni korumak için sustun,” dedim fısıldayarak. “Ama artık susmayacağım.”
Rüzgâr hafifçe esiyordu. İçimde garip bir huzur vardı. Onu geri getiremeyecektim. Ama onun yalnız ölmediğini biliyordum artık. Son ana kadar doğru olanı seçmişti.
Eve dönerken çocuklarımı düşündüm. Onlara nasıl bir miras bırakmak istediğimizi… Sadece para, ev, eşya değil. Onur.
Kocam bana sessiz bir hayat vaat etmişti belki. Ama arkasında, susmayan bir hakikat bıraktı.
O notu bulduğum an hayatım ikiye bölünmüştü. Bir tarafında sıradan, güvenli bir evlilik vardı. Diğer tarafında ise gerçeğin bedeli.
Ben ikinci tarafı seçtim.
Çünkü o gün anladım ki bazı insanlar kalp krizinden ölmez.
Bazıları, doğruyu söyledikleri için ölür.
Ve geride kalanlar ya korkuyla yaşar… ya da onların bıraktığı yerden cesaretle devam eder.