58 yaşındayım. Her şey 26 yaşındayken değişti.

İkisi mutfağa geçti. Ben hâlâ saklanıyordum.

“Artık ona söylemelisin,” dedi Esra fısıltıyla ama net bir sesle.

Murat güldü. “Yirmi beş yıl boyunca rol yaptım. Biraz daha dayanırım.”

Dünya başıma yıkıldı.

Rol.

Yirmi beş yıl.

Ellerim titredi. Midem bulandı. Ama o an ortaya çıkmadım. Dinledim.

“Vicdanın sızlamıyor mu?” dedi Esra.

“Başta sızlıyordu,” dedi Murat. “Ama sonra alıştım. O beni bırakmazdı. Suçluluk duyardı. Böylece hep yanımda kaldı. Hem… bak, rahat bir hayatım oldu.”

Rahat.

Benim gençliğim onun rahatlığı olmuştu.

O an içimde bir şey öldü. Ama ağlamadım. Çığlık atmadım. Sessizce evden çıktım.

Arabaya binip nereye gittiğimi bilmeden sürdüm. Deniz kenarında durdum. Saatlerce oturdum. Hayatımın 32 yılını düşündüm.

Çocuk sahibi olmamıştım çünkü “o zorlanırdı.”

Kariyerimi büyütmemiştim çünkü “ona ihtiyaç vardı.”

Arkadaşlarımdan uzaklaşmıştım çünkü “evde kalmam gerekiyordu.”

Hepsi yalandı.

Akşam eve döndüğümde her şey yerli yerindeydi. Murat bastonuyla salonda oturuyordu. Yüzünde alıştığım o yorgun ifade vardı.

“Erken gelmişsin,” dedi.

Onu uzun uzun izledim.

“Yürüyüşün nasıldı bugün?” dedim sakin bir sesle.

Bir anlığına gözleri büyüdü. Sonra toparlandı. “Ağrılıydı. Zor.”

Başımı salladım.

“Ben seni gördüm, Murat.”

Sessizlik.

Baston elinden düştü.

İlk kez gerçekten zorlanan bir adam gördüm karşımda.

“Dinle—” diye başladı.

“Elbette dinledim,” dedim. “Yıllarca.”

O gece çantamı hazırladım. Çok eşya almadım. Zaten hayatımın çoğunu geride bırakıyordum.

“Beni bırakıp gidemezsin,” dedi.

Bu cümleye neredeyse gülecektim.

“Beni sen yıllar önce bıraktın,” dedim. “Sadece ben bugün fark ettim.”

Evi terk ettim. O merdivenlerden ilk kez başım dik indim. Ne baston sesi vardı ne yalan.

Boşanma süreci uzun sürmedi. Komşular şaşırdı. Ailem nedenini sordu. Detay vermedim. Artık kimseye fedakârlık hikâyesi anlatmak zorunda değildim.

Bugün 58 yaşındayım.

Geçen ay ehliyetimi yeniledim ve tek başıma Ege turuna çıktım. Sabahları yürüyüş yapıyorum. Gerçek yürüyüş. Kimseye tutunmadan.

Hayatımın en güzel yanı ne biliyor musunuz?

Acının gerçek olması gerekmiyor. Ama özgürlüğün gerçek olması gerekiyor.

Ben yıllarca sahte bir hastalığın gölgesinde yaşadım.

Şimdi ilk kez kendi hayatımın içinde yürüyorum.

Bastonsuz.
Reklamlar