68 Yaşımda Her Şeyi Geride Bırakıp Eşimin Hayalini Gerçekleştirmeye Gittim, Otel Sahibinin Sözleriyle Donakaldım

Adamın yüzüne şaşkınlıkla baktım. Elim hâlâ resepsiyon masasının üzerindeydi. Pasaportumu geri almak için uzanmıştım ama söylediklerinden sonra parmaklarım havada kalmıştı.

“Affedersiniz, beni tanıyor musunuz?” diye sordum.

Adam başını hafifçe eğdi. Altmış yaşlarında, kırlaşmış saçlı, sakin bakışlı biriydi. Türkçe konuşunca şaşkınlığım daha da arttı.

“Ben Tahir,” dedi. “Bu otelin sahibiyim. Siz Melahat Hanım olmalısınız. Orhan Bey'in eşi.”

Kalbim hızlandı.

“Orhan'ı nereden tanıyorsunuz?”

Tahir, arkasındaki küçük çalışma odasına baktı. Sonra bana oturmamı işaret etti.

“Bunu ayakta anlatmak istemem. Size teslim etmem gereken bir şey var.”

Bavulumu yanımdaki sandalyeye bıraktım. Tahir odasına gidip birkaç dakika sonra elinde eski, kahverengi bir zarfla döndü. Zarfın üzerinde kocamın el yazısıyla adım yazıyordu.

Melahat'ıma.

Dizlerimin bağı çözüldü. O yazıyı binlerce kez görmüştüm. Alışveriş listelerinde, doğum günü kartlarında, mutfak masasının üzerine bıraktığı küçük notlarda... Ama bir yıldır hiçbir yerde karşıma çıkmamıştı.

“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım.

Tahir karşımdaki sandalyeye oturdu.

Reklamlar