Annemi kaybettiğimde henüz sekiz yaşındaydım Üvey annemin


Titreyen ellerimle kapağı araladım. İçinde ne bir örgü şişi, ne de masum bir hatıra vardı. Kasanın içi, benim her ay binbir zorlukla kazandığım, uykusuz kalarak ödediğim o 80 bin liralık banknot desteleriyle doluydu! Ama beni asıl dehşete düşüren paralar değildi. Paraların hemen altında, lastiklerle sıkıca bağlanmış, rutubet kokan bir tomar mektup ve resmi banka dekontları duruyordu.

En üstteki dekontu elime aldım. Gönderici Cavidan, alıcı ise yüksek güvenlikli bir cezaevi hesabıydı. Miktar tam olarak benim ona o ay gönderdiğim paraydı. Nefes alışverişim hızlanırken, dekontların altındaki ilk mektubu çekip çıkardım. Kağıt buruş buruştu, sanki defalarca okunmuştu.

İlk satırı okuduğumda kalbimin göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi attığını hissettim: “Sevgili Anneciğim…”
Reklamlar