Beni Beş Yaşında Dedeme Bıraktılar: Cenazeden Sonra Evi Almaya Geldiklerinde Kapı Açıldı

“Dedemin çalışma odasının kapısı yavaşça açıldı. Annem o tarafa döndü. Ve kapının ardında kimin durduğunu gördüğü anda… Elindeki siyah çöp poşetleri yere düştü.”

Kapıda, yıllardır dedemin en yakın dostu olarak bildiğim emekli hâkim Rıza Bey duruyordu. Üzerinde koyu renk takım elbisesi, elinde kalın bir dosya vardı. Ancak annemin yüzünü bembeyaz yapan, onun varlığı değil, yanında duran kadındı.

Kadın ellili yaşlarında, kısa saçlı, dimdik duruşlu biriydi. Annem dudaklarını araladı.

“Sen… Sen burada ne arıyorsun?”

Kadın sakin bir sesle cevap verdi:

“Yirmi iki yıl önce yarım bıraktığımız konuşmayı bitirmeye geldim, Nalan.”

Babam bir adım geri çekildi. Berrak merdivenin başından aşağı bakıyordu.

“Kim bu kadın?” diye sordu.

Rıza Bey bana döndü.

“Süveyda, deden bu sabah burada bulunmamızı istedi. Hazır mısın?”

Hazır değildim. Dün gece dedemin boş koltuğuna bakarak sabah olmasını beklemiştim. Yine de başımı salladım.

Babam öfkeyle araya girdi.

“Bizim aile meselelerimize karışamazsınız. Bu ev babamındı, şimdi de mirasçıları biziz.”

“Öyle mi?” dedi Rıza Bey. “Öyleyse herkes salona geçsin. Nakliyeciler de taşıdıklarını yerine bıraksın.”

Babam itiraz edecek oldu. Fakat kapının önündeki nakliye çalışanları birbirlerine bakıp dolabı yere indirdiler. Kimse başkasının miras kavgasında suç ortağı olmak istemiyordu.

Salona geçtiğimizde yabancı kadın karşıma oturdu.

“Ben avukat Ferda Önen,” dedi. “Dedenin yıllar önce açtığı aile davasında onu temsil ettim.”

“Ne davası?” diye fısıldadım.

Annem hemen atıldı.

“Bu kadın yalancı! Babanızın aklını karıştırmaya çalışıyor.”

Ferda Hanım çantasından sararmış bir zarf çıkardı.

“Bu zarfın içindekiler mahkeme kayıtlarından alınmış belgeler. Kimseyi suçlamak için değil, gerçeği anlatmak için buradayım.”

Rıza Bey dosyayı açtı. İlk sayfada çocukluğuma ait bir fotoğraf vardı: Beş yaşındaki ben, dedemin bahçesinde kırmızı bir salıncağa tutunuyordum. Fotoğrafın arkasına titrek harflerle şu söz yazılmıştı: ‘Süveyda eve geldi. Artık yalnız değilim.’

Gözlerim doldu.

Ferda Hanım belgeleri masaya yaydı.

“Annenle baban seni dedene bırakmadan önce, onun üzerine kayıtlı arsayı satması için baskı yapmış. Deden reddedince de seni bir pazarlık konusu hâline getirmişler.”

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Reklamlar