— BEŞ YIL SONRA GÖZYAŞLARI İÇİNDE, “O GECEYLE İLGİLİ BİLDİĞİN HER ŞEY YALAN,” DİYE FISILDADI.

Neyi anlatmak istiyorsun? Taner’den neden korkuyorsun?

Sare başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı.

Yüzündeki o ifadeyi bugün bile unutamıyorum.

Çünkü İdil’in öldüğü gece arabayı kullanan ben değildim,” dedi.

Bir an söylediklerini anlayamadım.

Sanki kelimeler odanın içinde asılı kaldı ama bana ulaşmadı.

“Ne demek sen değildin?”

Sare titreyen ellerini dizlerinin üzerine koydu.

“Arabayı ben almıştım. Bu doğru. Ama kazadan yaklaşık yarım saat önce direksiyonu Taner’e verdim.”

Ayağa kalktım.

“Saçmalama.”

“Keşke saçmalıyor olsaydım.”

Sare, İdil’in montunu masanın üzerine bıraktı.

Sonra cebinden eski, ekranı çatlamış küçük bir telefon çıkardı.

“Bu İdil’indı.”

Nefesim kesildi.

Polis, kazadan sonra İdil’in telefonunun bulunamadığını söylemişti.

Sare telefonu açtı.

Pil neredeyse bitmişti ama cihaz hâlâ çalışıyordu.

Ekranda tek bir video vardı.

Tarihi, kazanın olduğu geceyi gösteriyordu.

“Bunu beş yıldır neden sakladın?” diye sordum.

Sare gözlerini kapattı.

“Çünkü Taner beni tehdit etti.”

Telefonu elime verdi.

Videoyu açtım.

Görüntü karanlıktı. Kamera sallanıyordu. Arka planda yağmur sesi duyuluyordu.

Sonra İdil’in sesi geldi.

“Baba, yavaşla!”

Bacaklarım boşaldı.

Sandalyeye oturdum.

Bir saniye sonra Taner’in sesi duyuldu.

“Sus İdil. Eve gidiyoruz.”

Ardından Sare’nin ağlayan sesi geldi.

“Arabayı durdurun. Ben inerim.”

Taner öfkeyle bağırdı.

“Hiçbir yere inmiyorsunuz!”

Videoda kısa süreliğine ön koltuk göründü.

Direksiyonda Taner vardı.

Telefon elimden kayacak gibi oldu.

“Hayır…”

Sare ağlamaya başladı.

O gece olanları parça parça anlattı.

Sinemadan çıktıklarında Sare’nin babasının arabasını gizlice aldıklarını söyledi. İdil buna önce karşı çıkmış ama Sare eve dönmek istemediği için sonunda yanında kalmıştı.

Sare’nin babası yine sarhoştu ve eve dönerse onu döveceğinden korkuyordu gorsele do'kunun diger bölüm sonraki sayfda...

Reklamlar