“Aslin bunu öğrenmemeli.”
Ekrandaki üç kelimeye o kadar uzun süre baktım ki harfler birbirine karışmaya başladı.
Parmağımı yukarı kaydırıp kuzenimin gönderdiği önceki ekran görüntüsünü açtım.
Aile grubundaki konuşma düğünden üç gün önce başlamıştı.
Babam bir mesaj göndermişti:
“Taner Karahan ismi size tanıdık geliyor mu?”
Ardından dayım cevap vermişti.
“Karahan mı? Northvale Group’un eski yönetim kurulu başkanı olan adam mı?”
Kalbim hızlandı.
Bir sonraki mesaj annemdendi.
“Bora’nın babasının o olduğunu nereden çıkardınız?”
Babam:
“Şirketten biri söyledi. Kesin değil. Aslin’e sormayın.”
Sonra birkaç dakika sessizlik olmuştu.
Ardından babam o cümleyi yazmıştı.
“Aslin bunu öğrenmemeli.”
Telefonu Bora’ya uzattım.
“Baban kim?”
Bora ekran görüntülerine baktı ama yüzünde şaşkınlık yoktu.
Bu beni daha da korkuttu.
“Bora?”
Derin bir nefes aldı.
“Babam yıllarca Northvale Group’un Türkiye ve Doğu Avrupa operasyonlarını yönetti. Sonra yönetim kuruluna geçti.”
“Babamın çalıştığı şirketin?”
Bora başını salladı.
“Evet.”
Ayağa kalktım.
“Bunu bana neden söylemedin?”
“Çünkü sen bana babamın kim olduğunu hiç sormadın.”
Sesindeki sakinlik beni bir an durdurdu.
“Ne demek bu?”
“İki hafta önce tanıştınız. Sana emekli olduğunu söyledi. Sen de peyzaj projelerinden bahsettin. Sohbetiniz gayet normaldi. Babam insanların ona unvanından dolayı davranmasından nefret eder.”
Başımı iki yana salladım.
“Peki benim babam biliyor muydu?”
“Sanırım düğünden birkaç gün önce öğrenmiş.”
Tam o sırada telefonum yeniden çaldı.
Annem.
Açmadım.
Ardından babam aradı.
Sonra yine annem.
Sonra Deren.
Bora bana baktı.
“Belki artık konuşmalısın.”
“Hayır. Önce neden kaçtıklarını öğrenmek istiyorum.”
Kuzenime mesaj attım.
“Başka ekran görüntüsü var mı?”
Cevap hemen geldi.
“Var. Ama hoşuna gitmeyecek.”
Üç yeni görüntü düştü.
İlkinde annem yazıyordu:
“Deren’in borcu gerçekten bu kadar acil mi?”
Babam cevap vermişti:
“Borç bahane olur. Düğüne gidersek Taner Karahan’la karşılaşacağım.”
Nefesim kesildi.
Bir sonraki mesaj:
“Geçen yıl terfi dosyasında onun imzasıyla ilgili söylediğim şeyler ortaya çıkarsa mahvolurum.”
Elim titremeye başladı.
Son ekran görüntüsünde dayım sormuştu:
“Ne söyledin?”
Babam cevap vermişti:
“Yönetim kurulu raporlarında Karahan’ın bazı yatırımları kişisel bağlantılarıyla yönlendirdiğini söyledim. Genel müdüre de bunu doğrulayabilecek belgeler olduğunu ima ettim.”
Annem:
“Ama belge var mı?”
Babamın cevabı tek kelimeydi.
“Yok.”
Bir anda her şey yerine oturdu.
Deren’in borcu gerçekti belki.
Ama annemle babam düğünümü onun yüzünden terk etmemişti gorsele do'kunun diğer bölüm sonraki sayfada...