Bu Fıkrayı Koptum ya Gülmekten


Sen hiç merak etme hanım kızım! Benim öyle bir sırrım var ki duyunca gözlerine inanamayacaksın!
Fatma Hanım hemen öne doğru eğildi.
— Ne sırrıymış bu? Yıllardır köyde seni tanırım. Herkesin anlattığı ayrı bir hikâyen var ama böyle bir şeyden hiç bahsetmedin.
İsmail Dede başını iki yana salladı.
— Her sırrın bir zamanı vardır. Ben de bugüne kadar herkesten sakladım.
— Aman Allah'ım! Yoksa genç kalmanın bir yolunu mu buldun? Özel bir ilaç mı kullanıyorsun? Bir doktora mı gidiyorsun?
İsmail Dede kahkahayı bastı.
— Yok canım! Benim işim doktorlarla değil, tecrübeyle!
Fatma Hanım daha fazla dayanamadı.
— İsmail Efendi, insanı meraktan öldüreceksin! Söyle artık şu sırrını!
İsmail Dede etrafına baktı. Sonra yavaşça ayağa kalkıp kapıyı kapattı. Cebinden küçük, kadife kaplı bir kutu çıkardı ve masanın üzerine koydu.
Fatma Hanım şaşkınlıkla kutuya baktı.
— Bu ne? İçinde ne var?
İsmail Dede, sanki dünyanın en değerli hazinesini gösterecekmiş gibi kutuyu iki eliyle tuttu.
— İşte benim gençlik sırrım burada!
Fatma Hanım'ın gözleri büyüdü.
— Gerçekten mi? Açsana!
İsmail Dede kutuyu yavaşça açtı.
Fatma Hanım merakla içine baktı. Fakat gördüğü şey karşısında bir an ne diyeceğini bilemedi.
Reklamlar