Bu Fıkrayı Koptum ya Gülmekten


Kutunun içinde bir çift takma diş vardı!
Kadın önce kutuya, sonra İsmail Dede'nin yüzüne baktı. Ardından kahkahasını tutamayarak gülmeye başladı.
— İsmail Efendi! Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Ben senden gençlik iksiri bekliyorum, sen bana takma diş gösteriyorsun! Bunun neresi gençlik sırrı?
İsmail Dede hiç bozulmadı. Aksine, sandalyeye yaslanıp göğsünü kabarttı.
— Dur bakalım hanımım, daha asıl meseleye gelmedik!
Fatma Hanım gülmekten gözlerinden yaşlar gelirken sordu:
— Daha ne var? Bu dişlerle mi gençleşeceksin?
İsmail Dede göz kırptı.
— Güzelim, ben tam otuz senedir kimseye diş geçiremiyordum. Şimdi dişlerim tamamlandı. Artık evin içinde kimin sözü geçecek, onu göreceğiz!
Fatma Hanım bir anda kahkahaya boğuldu.
— Vay seni kurnaz ihtiyar! Demek bütün hesabın buymuş!
İsmail Dede hemen karşılık verdi:
— Elbette! İnsan evlenmeden önce hazırlığını yapacak. Sen de evin hanımı olacaksın ama ben de öyle kolay lokma değilim!
Fatma Hanım başını sallayarak gülmeye devam etti.
— Peki İsmail Efendi, diyelim ki senin sözün geçti. Ben de sana bir şart koyuyorum!
İsmail Dede'nin yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
— Ne şartıymış o?
Fatma Hanım parmağını kaldırdı.
— Her sabah erkenden kalkacaksın. Pazara benimle geleceksin. Ev işlerinde yardım edeceksin. Misafir geldiğinde çayları sen taşıyacaksın. Bir de akşamları beni gezmeye çıkaracaksın!
İsmail Dede'nin gözleri büyüdü.
— Hanım kızım, sen evlenmeye mi geliyorsun, yoksa bana ömür boyu çalışma sözleşmesi mi imzalatıyorsun?
Fatma Hanım kollarını bağlayıp gülümsedi.
— Ne oldu? Az önce kendine çok güveniyordun!
İsmail Dede hemen toparlandı.
— Ben sözümün arkasındayım. Yalnız bir şartım daha var.
— Neymiş?
— Pazar alışverişinde poşetleri ben taşıyacaksam, en hafiflerini bana vereceksin!
Fatma Hanım kahkahalarla güldü.
— Senin takma dişlerin var ama pazarlık gücün hâlâ yerinde!
İsmail Dede de gülerek cevap verdi:
— Kızım, bu yaşa kadar boşuna yaşamış değiliz. İnsan yaşlandıkça bazı şeyleri kaybeder ama pazarlık yeteneğini asla kaybetmez!
Düğün Günü Köy Kahkahaya Boğuldu
Ertesi gün düğün yapıldı. Köy meydanı kalabalıktı. Herkes İsmail Dede'nin bu evliliğini konuşuyor, bir yandan da onun yeni eşine nasıl davranacağını merak ediyordu.
Nikâh memuru evlilik işlemlerini tamamlarken İsmail Dede, yanındaki Fatma Hanım'a dönüp fısıldadı:
— Bak hanımım, artık resmen karı kocayız. Bundan sonra evde benim sözüm geçecek!
Fatma Hanım hiç düşünmeden cevap verdi:
— Tabii İsmail Efendi, senin sözün geçer. Yeter ki ben izin vereyim!
Bu konuşmayı duyan yanlarındaki gençler gülmeye başladı.
Düğün yemeğinde köyün muhtarı da dayanamadı. Kadehini kaldırıp İsmail Dede'ye seslendi:
— İsmail Ağa! Bize de şu gençlik sırrını anlat. Belki bizim de işimize yarar!
İsmail Dede cebinden takma diş kutusunu çıkarıp havaya kaldırdı.
Reklamlar