Asıl hazırlık şimdi başlıyordu.
Mert, evde kaldığım için hiçbir şeyden anlamadığımı sanıyordu. Oysa evlenmeden önce kurumsal denetim alanında yüksek lisans yapmıştım. Son bir buçuk yıldır, onun şirket hesaplarında gördüğüm şüpheli işlemleri sessizce inceliyordum.
Gizli dosyamda yüzlerce belge vardı.
Paravan şirketlere aktarılan paralar…
Müşteri hesaplarından izinsiz kullanılan fonlar…
Yurt dışına yönlendirilen ödemeler…
Kumar borçlarını kapatmak için yapılan sahte danışmanlık harcamaları…
Ayrıca evdeki güvenlik sisteminden aldığım görüntüler de dosyanın içindeydi. Bu kayıtlardan biri, Mert’in çalışma odasında bana öfkeyle bağırdığı ve ağır bir sürahiyi duvara fırlattığı geceyi açıkça gösteriyordu.
Hastaneden aldığım rapor da kolumdaki kırığın ağır bir düşme ya da güçlü bir itme sonucu oluştuğunu belirtiyordu.
Bütün belgeleri üç ayrı dijital pakete ayırdım.
İlki yetkili mali denetim kurumlarına gönderilecekti.
İkincisi Mert’in şirket ortaklarına ve yönetim kuruluna ulaşacaktı.
Üçüncüsü ise o akşam davete katılacak herkese gönderilecekti.
Gönderim saatini 20.30 olarak ayarladım.
Tam ana yemek sırasında.
Akşam olduğunda ev kusursuz görünüyordu.
Mert, yöneticilerin arasında dolaşıyor, iş hayatındaki başarılarını anlatıyordu. Ben ise uzun siyah elbisemin geniş koluyla alçımı gizliyordum.
Misafirler masaya oturduğunda sunulan yemekler büyük beğeni topladı.
Mert her iltifatı kendi başarısıymış gibi kabul ediyordu.
“Menüyü bizzat ben planladım,” dedi şirketin genel müdürüne. “Elif yalnızca uygulamaya yardım etti.”
Saat 20.28 olduğunda telefonumu çantamdan çıkardım.
Mert ayağa kalkıp kadehini kaldırdı.
“Hayatımda her şey tam olması gerektiği yerde,” dedi gururla. “Ben sonuçları kontrol eden bir adamım.”
Tam o anda telefonlar titremeye başladı.
Önce genel müdürün telefonu…
Sonra ortakların…
Ardından ailesinin ve diğer misafirlerin…
Birkaç saniye içinde masadaki herkes kendilerine ulaşan belgeleri incelemeye başladı.
Odadaki neşeli hava bir anda kayboldu.
Mert’in babası, güvenlik kamerası görüntüsünü görünce ayağa kalktı.
“Sen ne yaptın?” diye bağırdı.
Şirketin genel müdürü ise mali belgeleri inceledikten sonra Mert’e soğuk bir ifadeyle baktı.
“Ortaklığın şu andan itibaren sona erdi,” dedi. “Yarın sabah avukatlarımız ve yetkililerle görüşeceksin.”
Mert panikle bütün bunların sahte olduğunu söylemeye çalıştı.
Sonra göndericinin kim olduğunu gördü.
Bana döndü.
Ben yavaşça elbisemin kolunu kaldırdım ve alçılı kolumu masanın üzerine koydum.
Gerçek artık herkesin önündeydi.
Mert bana doğru ilerlemeye çalışırken evin kapısı açıldı. Daha önce bilgi verdiğim görevliler içeri girdi ve onu sakinleştirerek dışarı çıkardı.
Mert giderken hâlâ kazanın benim hatam olduğunu söylememi istiyordu.
Ben cevap vermedim.
Sadece sol elimle kadehimi kaldırdım.
O gece Mert’in çok istediği unutulmaz doğum günü gerçekleşmişti.
Ancak gösteriş yapmak için hazırladığı masa, sakladığı bütün gerçeklerin ortaya çıktığı yer olmuştu.
Aylar sonra boşanma tamamlandı. Ev satıldı, şirket hakkındaki soruşturma genişletildi ve ben yıllardır ertelediğim hayatıma yeniden başladım.
Kolumun iyileşmesi zaman aldı.
Ama asıl iyileşen şey ruhumdu.
Mert dünyaya gücünü göstermek istemişti.
Oysa gerçek güç; başkalarını susturmakta değil, korkunun içinden çıkıp kendi hayatını yeniden kurabilmekteydi.
O gece son kez onun istediği gibi ev sahipliği yaptım.
Ertesi sabah ise ilk kez yalnızca kendim için yaşamaya başladım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.