Beş yıldır birlikte olduğumuz ve hayalimizdeki düğünü yapabilmek için gündüz sigortacılık yapıp geceleri direksiyon salladığım nişanlım Burak, o akşam bana mesaj atmıştı: “Canım, bu gece ofiste mesaiye kalmam gerekiyor, sen erken uyu.”
Oysa sadece bir saat sonra, aracıma binen genç kadının “Hanımefendi biraz yavaş sürer misiniz? Hamileyim de…” sözleriyle dikiz aynasına baktığımda dünyam başıma yıkıldı. Yanında oturan ve beline sarılan adam, nişanlım Burak’tan başkası değildi.
Burak beni sürücü koltuğunda görünce yüzündeki tüm kan çekildi. Adı Aslı olan 25 yaşındaki genç kadın, heyecanla ultrason resmini Burak’a gösteriyor, bebeklerinin kalp atışlarının ne kadar sağlıklı olduğunu anlatıyordu. Aynadan onlara bakarak “Ne kadardır evlisiniz?” diye sordum. Aslı neşeyle yanıtladı: “Henüz bir ay oldu! Aile arasında küçük bir nikah yaptık.”
Aylardır Burak’ın “Hastanedeki babama bakıyorum” yalanlarının ardındaki acı gerçek ortaya çıkmıştı. İzmir’deki lüks bir otele vardığımızda Aslı’ya belli etmeden onları indirdim. Parmağımdaki nişan yüzüğünü çıkarıp torpido gözüne bıraktım ve Burak’a tek bir mesaj attım: “Bitti. Eve sakın gelme.”
Arkamdan koşan Burak araca atlayıp yalanlar söylemeye çalıştı: “İçkiliydim, kazaydı, ailesi baskı yaptı!” Yüzüğü göğsüne fırlatıp onu araçtan kovdum.
Ertesi sabah asıl felaketle yüzleştim. Düğün için biriktirdiğimiz ortak hesabı kontrol ettiğimde, Burak’ın yedi aydır hesaba tek kuruş yatırmadığını ve benim birikimlerimden habersizce binlerce lira çektiğini gördüm. Bankaya gittiğimde Eskişehir’de lüks oteller, takılar ve gizli harcamalar için benim imzamı taklit ettiğini öğrendim.
Alzheimer’a yakalanmamak için terk etmeniz gereken 9 alışkanlık
Marmara Denizi’nde
Edinilen bilgilere göre