Kızım Eğlence Parkında Sanıyordum…

Burak irkilerek geriye düştü, kürek elinden fırladı. Yüzündeki o korkunç ifadeyi, o titremeyi hayatım boyunca unutmayacağım. Çukura doğru koştum. 'Defne nerede?! Bana yalan söyledin, kızım nerede?!' diye bağırdım. Burak ayaklarıma kapandı. 'Leyla, dur! Defne arabada uyuyor, ona hiçbir şey olmadı! Yemin ederim!' Gözlerim çukurun içine kaydı. Orada kırık dökük bir yığın vardı. Ahşap bir kutu, paramparça edilmiş plastik parçalar, kablolar... Eğilip kutunun içinden bir parçayı elime aldım. Bu, Defne'nin yatağının başucunda duran o antika porselen bebeğin kafasıydı. Ama bebeğin bir gözü oyulmuştu ve içinden siyah, küçük bir mercek sarkıyordu. Bir kamera. Elimdeki diğer parçalara baktım. Oturma odamızdaki duman dedektörünün içi açılmış, içinden GPS cihazları ve vericiler çıkarılmıştı. 'Ne... Ne bunlar Burak?' diye kekeledim, beynim uyuşmuştu. Burak hıçkırıklara boğuldu. 'Bizi izliyorlar Leyla... Aylardır. Önce senin arabanın altında bir takip cihazı buldum. Sonra yatak odamızda, sonra Defne'nin oyuncaklarında. Sana söyleyemedim çünkü polise gidersem sizi yok edeceklerine dair evimize bir not bırakmışlardı. Dün gece o notu Defne'nin yastığının altında buldum. Evimize kadar girmişlerdi.' Burak derin bir nefes aldı. 'Sabah attığım fotoğraf eskiydi... Seni evde güvende tutmak için yalan söyledim. Sizi korumak için bu sabah bütün evi taradım, bulduğum her şeyi söküp buraya, Kilyos'a getirdim. Hepsini yok edip, ezecektim. Buradan direkt havaalanına geçecektik, sizi bu ülkeden kaçıracaktım.' O an, Kilyos ormanının sessizliği yerini korkunç bir fırtınaya bıraktı. Dokuz yıllık güvenli hayatımız, meğer görünmez gözler tarafından saniye saniye izlenen bir kafesmiş. Burak'ın o çukurda gömmeye çalıştığı şey sadece kameralar değil, bizim mahremiyetimiz ve eski hayatımızdı. Elimi cebime attığımda kendi telefonum titredi. Ekranda bilinmeyen bir numara vardı. Açtığımda, mekanik, soğuk bir ses yankılandı: 'Gömmek hiçbir işe yaramaz Leyla. Kilyos'taki manzaranız harika.' Telefonu dehşetle toprağa düşürürken, ormanın derinliklerinde bizi izleyen o karanlık gözlerin ağırlığını iliklerime kadar hissettim. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Reklamlar