Kızımın Emekleriyle Alay Eden Öğretmeni Görünce Şoke Oldum! Eline Mikrofonu Alıp Öyle Bir Şey Söyledim Ki Tüm Okul Buz Kesti..

“Ama Sevim Hoca’nın atladığı çok küçük bir detay var,” diyerek gülümsedim. “O ‘utanç verici’ dediği kız çocuğu bugün uluslararası bir sürdürülebilirlik vakfının kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. Ve o ‘sadece evsizlerin takacağı işe yaramaz çantalar’ var ya… Benim vakfım, bugün Defne’nin kendi emekleriyle diktiği o çantalardan elde edilen gelirin tam bin katını bu okulun ihtiyaç fonuna ve kimsesiz çocuklara bağışlama kararı almıştır! Çeki az önce müdürümüzün odasına bıraktım.”

Kalabalık bir anda sağır edici bir alkış tufanına koptu. İnsanlar ıslık çalıyor, bağırarak bizi destekliyordu. Okul müdürü koşarak sahneye çıktı, mikrofona uzanmadan önce bana minnetle başını eğdi. Ardından mikrofonu aldı ve son derece sert bir ses tonuyla, “Okulumuzda hiçbir öğretmenin, hiçbir öğrenciyi aşağılamasına veya ayrımcılık yapmasına müsamaha gösteremeyiz. Sevim Hanım, lütfen derhal eşyalarınızı toplayıp odama gelin. Yönetim kurulu olarak bu konuyu acilen görüşeceğiz,” dedi.

Sevim Hoca’nın başı tamamen öne düştü. Kibrinden, o iğrenç egosundan eser kalmamıştı. Yıllarca çocukların kalbini kıran o zorba kadın, yüzlerce kişinin aşağılayan bakışları arasında çantasını alıp başı önde, adeta sürünerek okul bahçesini terk etti.

Sahneden inip kızımın yanına yürüdüğümde Defne gözyaşları içinde boynuma sımsıkı sarıldı. O gün kermesteki çantaların tamamı saniyeler içinde tükendi; herkes o çantaları gururla omzuna asmıştı. Kötülük, nefret ve kibir bir kez daha kendi kazdığı çukura düşüp yok olurken; iyilik, merhamet ve masum bir emeğin karşısında yenilmeye mahkûm olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştı. İnsanların değerini üzerlerindeki kıyafetler değil, kalplerindeki sevgi belirlerdi ve biz o gün o sevgiyi herkese en güzel şekilde göstermiştik.
Reklamlar