Kocam Üçüncü Çocuğu Dayattı, Karşı Çıkınca Beni Evden Kovdu… Ama Oyunu Ben Bozdum

Tartışmadım. Valizlerimi topladım. Kapının önünde dururken ona döndüm ve sakin bir sesle şunu söyledim:
“Çocuklar burada kalıyor. Ve ben yarın avukatımla konuşuyorum.”

Yüzünün rengi bir anda değişti. İlk kez panikledi. Çünkü yıllardır çocukların tüm bakımını, düzenini ve duygusal güvenliğini benim sağladığımı o da biliyordu. Mahkeme de bunu görecekti.

O gece kız kardeşimde kaldım. Çocuklarımdan ilk kez ayrı uyudum. Zordu. Ama sabaha karşı fark ettim ki, korkudan çok hafiflik hissediyordum.

Avukatım dosyayı dinlediğinde net konuştu:
“Velayet için güçlü bir konumdasınız.”

Mahkeme sürecinde gerçekler tek tek ortaya çıktı. Okul kayıtları, doktor randevuları, öğretmen görüşmeleri… Hepsinde benim adım vardı. Onun adı neredeyse hiçbir yerde yoktu. Hakim sordukça o terledi. Çocukların öğretmenlerinin adını bile karıştırdı.

Pedagog görüşmeleri en zoruydu. Kızım ağlayarak,
“Babamı seviyorum ama annemle daha güvendeyim,” dedi.
Kalbim parçalandı ama doğru olanı yaptığımı bir kez daha anladım.

Geçici velayet bana verildi. Sonra boşanma kesinleşti. Nafaka bağlandı. Ev satıldı. Daha küçük ama bize ait, huzurlu bir eve taşındık.

Aylar sonra eski eşim aradı. Sesi yorgundu.
“Haklıymışsın,” dedi. “Ben baba olmayı hiç öğrenmemişim.”

Pencereye baktım. Çocuklar parkta oynuyordu. O an şunu anladım:
Üçüncü bir çocuğum olmadı. Ama kendimi yeniden doğurdum.

Ve bazen en cesur annelik kararı, bir çocuk daha yapmak değil;
kendini ve çocuklarını kurtarmaktır.
Reklamlar