komşumuzun küçük kızı bunun annesine ait olduğunu söyleyince dünyam başıma yıkıldı.

Defne'nin sözleri kulaklarımda çınlamaya devam ediyordu.

"O kolye annemin."

Boğazım düğümlendi.

Küçük bir çocuğun böyle bir konuda yalan söylemesi için hiçbir sebep yoktu.

Kendimi toparlayıp gülümsedim.

"Belki annende buna benzeyen başka bir kolye vardır."

Defne başını iki yana salladı.

"Hayır. Annem onu hep fotoğraflarda takıyor. Bana da büyüyünce vereceğini söylemişti."

İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk oluştu.

Konuyu uzatmak istemedim.

Birlikte resim yapmaya devam ettik ama aklım tamamen başka yerdeydi.

O akşam kocam Murat eve geldiğinde olanları anlatıp anlatmamak arasında kaldım.

Yüzüme baktığında düşünceli olduğumu fark etti.

"İyi misin?"

Başta hiçbir şey söylemedim.

Sonra dayanamadım.

"Murat... Bugün Defne kolyeyi görünce bunun annesine ait olduğunu söyledi."

Murat'ın yüzündeki ifade bir anlığına değişti.

Çok kısa sürdü.

Ama ben o ifadeyi yakalamıştım.

Hemen ardından gülümsedi.

"Çocuk işte. Her şeyi karıştırmıştır."

"Sence de garip değil mi?"

"Hiç değil."

Konu değişsin diye hemen bebeğin odasından bahsetmeye başladı.

Ama içimdeki şüphe artık büyümüştü.

O gece uyuyamadım.

Ertesi gün Seda, iş görüşmesinin iyi geçtiğini söylemek için uğradı.

Konuşurken gözüm boynuna takıldı.

Boynunda ince bir zincir vardı ama kolye ucu yoktu.

Cesaretimi toplayıp sordum.

"Hiç özel bir kolyen var mıydı?"

Bir anda sessizleşti.

"Evet."

"Ne oldu?"

Derin bir nefes aldı.

"Yıllar önce kaybettim."

Nasıl kaybettiğini sormaya çekiniyordum.

Ama o kendi anlatmaya başladı.

"Defne'nin babası doğumuma birkaç ay kala bana özel bir kolye yaptırmıştı. Üzerinde küçük bir lale motifi vardı. İç kısmına da ikimizin baş harfleri işlenmişti."

Kalbim sıkıştı.

Benim kolyemin arkasında da küçük bir lale motifi vardı.

Ama Murat bunun ailelerinin simgesi olduğunu söylemişti.

Titreyen ellerimle kolyemi çıkardım.

"Seda... Böyle bir şey miydi?"

Seda kolyeyi görür görmez rengi bembeyaz kesildi.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Bu..."

Sesi titriyordu.

"Bu benim kolyem."

İkimiz de uzun süre konuşamadık.

"Defne'nin babasının adı neydi?" diye fısıldadım.

Seda cevap vermeden önce gözlerini kaçırdı.

"Onu söylemek istemiyorum."

"Lütfen."

"Dört yıldır görmedim."

"Adı neydi?"

Seda gözlerimin içine baktı.

"Murat."

Sanki dünya başıma yıkıldı.

Kulaklarım uğuldamaya başladı.

"Soyadı?"

Söylediği soyadı, benim eşimin soyadıydı.

Nefes alamıyordum.

Beni koltuğa oturttu.

"Sen iyi misin?"

Artık gerçeği anlamaya başlamıştım.

Murat, Defne'nin varlığını benden saklamıştı.

Üstelik bana aile yadigârı dediği kolye aslında Seda için yaptırılmıştı.

Akşam Murat eve geldiğinde kolyeyi masanın üzerine bıraktım gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfada....

Reklamlar