İzmir’deki yorucu iş seyahatimden Ankara’daki evime döndüğümde, 3 yaşındaki kızıma sarılmanın hayalini kuruyordum. Ancak eve girdiğimde gördüğüm manzara kanımı dondurdu. Küçük kızım Masal, kışın ortasında buz gibi balkonda, çırılçıplak ve titreyerek duvara karşı durdurulmuştu. Üstelik o güzelim saçları tamamen kazınmıştı!
“Anneciğim… Ben hiçbir şey almadım,” diye hıçkırdı Masal beni görünce. Kayınvalidem Bedriye elindeki havluyla mutfaktan çıktı. Görümcem Büşra koltukta yayılmış telefonuna bakıyor, kayınpederim Rıza ise sigarasını tüttürüyordu.
Bedriye soğuk bir sesle, “Annemden kalan altın bileziğim kayboldu. Bugün odama bir tek Masal girdi!” dedi. Kızımın o yüksek çekmeceye ulaşamayacağını söylediğimde Büşra alaycı bir kahkaha attı: “Çocukların ne kadar sinsi olabileceğini bilemezsin Elif. Belki de sırt çantasına atmıştır.”
Bedriye parmağını kızıma sallayarak, “Aynı anası gibi! Cepleri boş geldi bu aileye, şimdi de çocuk eşyalarımızı çalıyor,” diye bağırdı.