"Allah'ım Nermin! Sen aslında kimdin? Bunca yıl bana nasıl yalan söyleyebildin?" diye bağırdım.
Elimdeki mektup yere düştü. Seksen altı yaşındaydım ve hayatım boyunca böylesine korkunç bir gerçekle karşılaşmamıştım. Altmış yıl boyunca aynı yatağı paylaştığım, üç çocuğumun annesi olan kadın, bana hayatımızın en önemli günü hakkında yalan söylemişti.
Avukat koluma girerek beni oturma odasındaki koltuğa götürdü.
"Beyefendi, lütfen sakin olun. Nermin Hanım'ın bunu neden yaptığını öğrenmeden onu yargılamayın."
Öfkeyle yüzüne baktım.
"Altmış yıl boyunca kandırılmışım! Bana başka ne söyleyebilirsiniz?"
Avukat cevap vermek yerine yerdeki fotoğrafı alıp masanın üzerine koydu.
Fotoğraftaki adamı tanımamak imkânsızdı.
Adı Selim'di.
Üniversitedeki en yakın arkadaşımdı. Askerliğe gitmeden birkaç gün önce düzenlediğimiz düğünümüzde nikâh şahidim olmuştu. Ancak askerden döndükten kısa bir süre sonra geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti.
Nermin'in onunla neden fotoğraf çektirdiğini anlayamıyordum. Üstelik fotoğrafın arkasında evlendiğimiz tarihten iki hafta öncesi yazıyordu.
Titreyen ellerimle mektubu yeniden açtım.
"Sevgilim, sana söyleyeceklerimi öğrendiğinde benden nefret edebilirsin. Ama bilmeni istediğim tek şey, seni hayatım boyunca herkesten çok sevdiğimdir."
Bir sonraki satırı okuduğumda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
"Seninle tanışmadan önce Selim'le evlenmiştim."
Gözlerimi kapattım.
Bu nasıl mümkün olabilirdi?
Selim beni Nermin'le tanıştıran adamdı! Hatta onunla evlenmem için beni cesaretlendirmişti.
Mektubu okumaya devam ettim.
"Selim'le henüz on sekiz yaşındayken gizlice evlendik. İkimiz de çocuk sayılırdık. Ailelerimizin karşı çıkacağından korktuğumuz için kimseye haber vermedik. Ancak evlendikten birkaç hafta sonra Selim'in gerçek yüzünü gördüm."
Nermin, Selim'in sürekli kumar oynadığını ve borçlandığını anlatıyordu. Bir gün bütün birikimlerini alarak ortadan kaybolmuştu.
Aylar sonra geri döndüğünde ise Nermin'den para istemiş, vermeyince onu tehdit etmişti.
Nermin boşanmak istemişti ancak Selim sürekli engel çıkarmıştı.
Tam o dönemde benimle tanışmıştı.
"Sen hayatıma girdiğinde ilk kez kendimi güvende hissettim. Selim'den kurtulmak için dava açmıştım. Boşanmanın kısa sürede sonuçlanacağını düşünüyordum. Ancak işler sandığım gibi gitmedi."
O satırları okurken avukat sessizce önümde oturuyordu.
Nermin'in anlattığına göre askere gitmeden önce ona evlenme teklif ettiğimde boşanma işlemleri henüz tamamlanmamıştı.
Beni kaybetmekten korktuğu için gerçeği söyleyememişti.
Selim ise her şeyi biliyordu.
Hatta bizim nikâh törenimizi düzenleyen kişiyle görüşerek inanılmaz bir oyun hazırlamıştı.
Gerçek sandığım nikâhımız, resmî kayıtlara hiç geçmemişti.
O gün evlilik cüzdanımızı düzenleme bahanesiyle belgeleri alan Selim, bize sahte bir cüzdan vermişti.
Bir anda altmış yıl öncesine döndüm.
Nikâh günü Selim'in neden sürekli evraklarla ilgilendiğini şimdi anlıyordum.
Ancak aklımda tek bir soru vardı.
"Nermin neden sonradan gerçeği söylemedi?"
Avukat ayağa kalktı.
"Çünkü hikâyenin devamı var."
Mektubun sonraki sayfasını çevirdim.
"Askerdeyken Selim yeniden karşıma çıktı. Bana boşanma işlemlerini tamamlatacağını ancak bunun karşılığında senden sonsuza kadar ayrılmam gerektiğini söyledi."
Gözlerim doldu.
Nermin bu teklifi reddetmişti.
Bunun üzerine Selim, boşanma davasını geciktirmeye devam etmişti. Üstelik ben cephedeyken bana gönderdiği mektupları bile ele geçirmeye çalışmıştı.
Nermin bütün bunları benden gizlemişti.
Ben savaştan döndüğümde ise Selim'in öldüğünü öğrenmiştik.
Ama asıl korkunç gerçek bundan sonra ortaya çıkmıştı gorsele do'kunun diger bölüm sonraki sayfada...