Mezuniyet Günü Açılan Zarf: Ailemin Büyük İhaneti

Çığlık, adım salonda yankılanmadan hemen önce koptu. “O, okul birinciliğini hileyle kazandı!” Abla dediğim Selin, üçüncü sıradan iki bin kişinin duyabileceği bir sesle bağırıyordu.

Adımlarım sadece yarım saniye duraksadı, sonra yürümeye devam ettim. Topuklu ayakkabılarımın cilalı zeminde çıkardığı sesler yayılırken, fısıltılar bir yangın gibi salona yayıldı. Sahnede Dekan Haluk Bey kürsünün yanında donakalmıştı. Annem elini ağzına götürmüştü ama şoktan değil; o ifadeyi çok iyi biliyordum, gülmemek için kendini zor tutuyordu.

Selin tiyatral bir öfkeyle titriyordu: “Hocalarına sorun! Geceleri çalışan bir kızın nasıl bir anda dönem birincisi olduğunu sorun!”

Sahnede duran diplomama doğru tırmandım. Cübbemin altında, kaburgalarıma bastırdığım mühürlü beyaz bir zarf vardı. Parmaklarım zarfa hafifçe dokundu. Üç ay önce olsaydı, bu baskının altında ezilip yıkılırdım.

Hayatım boyunca Selin ailenin “altın çocuğu” olmuştu. Güzel, karizmatik, sürekli övülen… Bense ablamın eskilerini giyen, iki işte çalışan ve babamla annem birikimlerimi onun yeni bir “acil durumunu” kurtarmak için harcadığında sesini çıkarmayan sessiz kızdım. Tam akademik burs kazandığımda Selin üniversitenin standartları düşürdüğünü söyledi.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Reklamlar