Bir araştırma bursu kazandığımda, hocalarla flört ettiğimi ima etti. Mezuniyetten önce dev bir teknoloji şirketinden iş teklifi aldığımda ise bunu “çeşitlilik kontenjanı” olarak küçümsedi.
Aleyhime sunulan sahte sınav belgeleri yüzünden şubat ayında Disiplin Kurulu’na çağrıldığımda bursum dondurulmuş, iş teklifim askıya alınmıştı. Herkes pes edeceğimi sanıyordu. Selin eve elinde şarapla gelip “Belki de bu senin için bir lütuftur, kendini çok zorluyordun” dediğinde, parmağındaki hilal şeklindeki yanık izini fark ettim. O iz, siber suçlar birimine yaptığım başvuruya eklenen güvenlik kamerası görüntüsündeki yanık izinin birebir aynısıydı.
Selin sessizliğimi teslimiyet sandı. Dört yıl boyunca siber adli tıp eğitimi aldığımı, üniversitenin beni gizlice akladığını ve cübbemin altındaki zarfta ne olduğunu bilmiyordu.
Sahnede Dekan Haluk Bey mikrofonu eline aldı. Selin ise “Ne yani, onu koruyacak mısınız?” diye bağırdı. Babam oturduğu yerden ayağa kalkarak bana ters bir bakış attı. Dekan Bey elimdeki beyaz mühürlü zarfı aldı. Mührü yavaşça kırdı ve rapordan ilk cümleyi okumaya başladı. Salondaki binlerce insan nefesini tutmuştu. İşte o an, Selin’in yüzündeki o kibirli zafer tebessümü birden donakaldı…Dekan Haluk Bey’in sesi salonda çınladı: “Akademik Dürüstlük İncelemesi Sonucu: Cansu Yılmaz hakkındaki tüm iddiaların tamamen sahte ve kurgu olduğu tespit edilmiştir. Kendisinin hiçbir akademik usulsüzlüğe karışmadığı kesinleşmiştir.”
Salonda dev bir fısıltı dalgası koptu. Selin’in yüzündeki renk çekildi. Dekan Bey sayfayı çevirerek okumaya devam etti: “Adli bilişim incelemesi, üniversitenin sunucularına yapılan yetkisiz erişimin Selin Yılmaz’a ait hesaplar ve ev ağı üzerinden gerçekleştirildiğini doğrulamıştır. Ayrıca bu süreçte Selin Yılmaz ve erkek arkadaşı Kaan’ın sahte kanıt üretmek için bir bilgisayar öğrencisine para aktardığı tespit edilmiştir.”
O an salondaki kapılar açıldı ve siber suçlarla mücadele polisleri içeri girdi. Kaan kaçmaya çalıştı ancak polisler önünü kesti. Kelepçelerin soğuk sesi salondaki hoparlörlerden yankılandı. Selin dehşet içinde anneme sarıldı: “Anne bir şey yap! Cansu her şeyi uydurdu de!” Ama dev ekranlarda babamın evindeki modemden yapılan erişim kayıtları ve para transferi dekontları yansıtılıyordu.
Selin sahnede duran bana bakarak bağırdı: “Aileyi mahveden sensin! Burs aldın diye kendini bizden üstün sandın!”
Mikrofona doğru yaklaştım ve sakince cevap verdim: “Hiçbir zaman kendimi sizden üstün görmedim Selin. Ben sadece aranızda hayatta kalmaya çalıştım.”
Salonda derin bir sessizlik oldu. Ardından iki bin kişilik salon ayağa kalkarak beni alkışlamaya başladı. Dekan Haluk Bey dönem birinciliği diplomamı bana takdim ederken, annemle babam koltuklarında utançtan küçülmüştü. Onların yüzüne son bir kez bile bakmadan sahneden gururla yürüdüm.
Aradan altı ay geçti. Artık İstanbul’da Boğaz manzaralı evimde, küresel bir teknoloji şirketinde siber güvenlik uzmanı olarak çalışıyorum. Selin ve Kaan hakkında açılan dava sonuçlandı; Selin delil karartma ve tacizden ertelemeli ceza alıp adli siciline işlenirken, Kaan bilişim sistemlerine sızma suçundan ağır cezalar aldı. Annem ve babam ise çevrelerindeki tüm saygınlığı kaybettikleri için insan içine çıkamaz hale geldiler.
Geçen hafta Dekan Haluk Bey beni ziyaret ederek üniversitede açılan yeni Siber Güvenlik Araştırma Merkezi’nin açılışında baş konuşmacı olmamı rica etti. Hayatım boyunca ailemin beni sunduğu o küçük ve suçlu rolden sıyrılmıştım. Cübbemin altındaki zarf sadece masumiyetimin değil, kendi hayatımı kurma özgürlüğümün de belgesiydi. Artık kimsenin takdirine muhtaç olmadan, kendi masamda kendi geleceğimi inşa ediyordum.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.