Muhsin Başkanın Olayı


ISPARTA’DAKİ UÇAK KAZASINDA DA GÖREV YAPMIŞ

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasındaki Kaza Kırım Heyeti Başkanı Feridun Seren’in, 30 Kasım 2007’de Isparta’da düşen Atlasjet uçağına ilişkin incelemede de Kaza Kırım ekibinin başında bulunduğu ortaya çıktı. Söz konusu uçakta, Türkiye’nin nükleer çalışmalarını yürüten 6 bilim insanının da aralarında bulunduğu toplam 57 kişi hayatını kaybetmişti. Sahte tutanak düzenlemekle suçlanan Seren, ifadesinde kendisine yöneltilen iddiaları reddetti.

Kaza Kırım ekibinde bulunan ve düşen helikopterin yanında çekilmiş fotoğrafı olduğu belirtilen Mehmet Sevdim de emniyet ifadesinde önemli açıklamalarda bulundu. Sevdim, kaza alanında ilk gün çekilen fotoğraflarla ikinci gün çekilen görüntüler karşılaştırıldığında cihazlardan birinin bulunduğu yerde olmadığını fark ettiklerini anlattı. Ayrıca Sevdim’in, FETÖ’nün emniyet içerisindeki mahrem yapılanmasında faaliyet gösterdiği belirtilen Hakan Aydoğan, Hüseyin Taşdoğan ve Ekrem Can ile bağlantısının bulunduğu tespit edildi.

Soruşturma dosyasındaki diğer sanıklar da emniyet ve savcılıkta verdikleri ifadelerde üzerlerine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.

Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili soruşturmada tutuklanan emekli pilot albay Ali Armağan’ın ifadesinin ayrıntılarına ulaşıldı. Armağan’a F-4 uçuşları ve FETÖ bağlantısı iddialarıyla ilgili çeşitli sorular yöneltildi. Armağan, F-16 pilotlarıyla beraber Kahramanmaraş semalarında uçuş gerçekleştirdiği yönündeki iddiaları reddetti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki kişilerin bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmesine ilişkin sürdürülen soruşturmada gözaltına alınan 27 şüpheliden 19’u tutuklandı. Başsavcılık tarafından 17 yılın ardından yeniden ve baştan başlatılan Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan kişilerin emniyet ile savcılık ifadelerinin detayları ortaya çıktı.

9 MAHREM İMAMLA BAĞLANTI TESPİTİ

Sivil Kaza Kırım ekibinin resmî görevlileri arasında bulunmadığı hâlde ekiple birlikte helikopter enkazına giden ve helikopterdeki bazı parçaları söktüğü belirtilen Kenan Köksal’ın HTS kayıtları araştırıldı. Köksal’ın, 15 Temmuz’da hazırlanan sıkıyönetim listesinde Bolu-Düzce Sıkıyönetim Komutanı olarak görevlendirilen Tuğgeneral İsmail Güneser ile iki kez iletişim kurduğu ve 9 mahrem imamla bağlantısının olduğu belirlendi. Köksal, hakkındaki iddiaları reddetti.

Yazıcıoğlu’nun bulunduğu helikopterin kırıma uğradığı sırada bölgede uçan F-4 savaş uçağının pilotlarından Ali Armağan’ın FETÖ geçmişine yönelik bilgiler gündeme geldi. 15 Temmuz’un ardından FETÖ üyeliği gerekçesiyle tutuklanan Armağan’ın, 2010 yılından itibaren örgütün gizli operasyonel telefon hatlarını kullandığı ve örgütün sözde TSK imamı Adil Öksüz ile 2012-2014 yılları arasında toplam 152 defa iletişim kurduğu tespit edildi. Ayrıca Adil Öksüz’ün Sakarya’da kaldığı evde bulunan, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e ait olduğu ifade edilen kitabın iç sayfasında Armağan’ın eşi Şerife Armağan’a ait parmak izinin bulunduğu belirtildi.

SONİK PATLAMA İDDİALARINI KABUL ETMEDİLER

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre Kaza Kırım Heyeti’nde görev alan emekli Astsubay Bekir Çerikçi, ifadesinde helikopter kazasını olumsuz hava şartlarına bağladı. Çerikçi, “O hava şartlarında 100 uçuş yapılsa en az 99’unda benzer kaza yaşanması olasıdır” dedi. Alçak irtifada uçuş yaparak sonik patlamaya neden oldukları ve helikopteri düşürdükleri ileri sürülen pilotlar Ahmet Turan, Nihat Biçer, Tezcan Kaymaz ve Sedat Kılıçarslan da sonik patlama aracılığıyla bir helikopteri düşürmenin teknik ve bilimsel bakımdan mümkün olmadığını savundu. Pilotlar, helikopterin hava şartları sebebiyle düşmüş olabileceğini öne sürdü.

ENKAZIN YERİ BELİRLENDİĞİ HÂLDE ULAŞILMADIĞI İDDİASI

O dönemde Kahramanmaraş İstihbarat Şube’de görev yapan İsmail Kaya’nın ifadesinde önemli açıklamalar bulundu. Kaya, olay günü Yazıcıoğlu’nun ayağının kırıldığı ve Göksun Devlet Hastanesine götürüldüğü iddiasını içeren gerçeğe aykırı bilgi notunu, dönemin İstihbarat Amiri Dursun Özmen’in emri doğrultusunda gönderdiğini söyledi.

Söz konusu bilgi notunun arama kurtarma faaliyetlerinin kesintiye uğramasına ve ekiplerin hedef bölgeden farklı noktalara yönlendirilmesine sebep olduğu belirtildi.

İsmail Kaya, ifadesinde şubede görevli İlyas Uçar’ın kazanın hemen ardından baz istasyonu sinyal kayıtlarından yararlanarak kaza yerini 1.5 kilometrelik bir alan içerisinde doğru biçimde tespit ettiğini açıkladı. Ancak bu bilgiye rağmen enkaza üç gün sonra ulaşılabildiğini belirten Kaya, Uçar’ın yaşananlara tepki gösterip, “Israrla benim bulduğum adrese gitmiyorlar” şeklinde konuştuğunu aktardı.

KAYIP CİHAZLARA RAPORDA YER VERİLMEMİŞ

Kaza Kırım ekibinde görev alan Kerem Mumcuoğlu, emniyetteki ifadesinde helikopterden kaybolduğu belirtilen parçalarla ilgili açıklamalarda bulundu. Enkaz üzerinde gerçekleştirilen ilk incelemelerde cihazların yerinde olduğunu ancak daha sonra ortadan kaybolduklarını fark ettiklerini söyleyen Mumcuoğlu, “Kayıp olan cihazı rapora yazdırmak istemiştim ancak Feridun Seren, Cumhuriyet Savcılığına bilgi verildiğini beyan ederek bize ‘Raporda yazmamıza gerek yok’ demişti” ifadelerini kullandı.

ISPARTA’DA DÜŞEN UÇAĞIN İNCELEMESİNDE DE BULUNMUŞ

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında Kaza Kırım Heyeti Başkanı olarak görev yapan Feridun Seren’in, 30 Kasım 2007’de Isparta’da düşen Atlasjet uçağının incelenmesi sırasında da Kaza Kırım ekibinin başında olduğu belirlendi. Kazada, Türkiye’nin nükleer çalışmalarını sürdüren 6 bilim insanının da aralarında bulunduğu 57 kişi hayatını kaybetmişti. Sahte tutanak hazırladığı iddia edilen Seren, verdiği ifadede suçlamaları reddetti.

Kaza Kırım ekibinin içerisinde yer alan ve düşen helikopterin yanında çekilmiş görüntüsü bulunduğu belirtilen Mehmet Sevdim, emniyetteki ifadesinde ilk gün ve ikinci gün çekilen fotoğraflar karşılaştırıldığında cihazlardan birinin yerinde olmadığını fark ettiklerini söyledi. Bununla beraber Sevdim’in, FETÖ’nün emniyet içerisindeki mahrem yapılanmasında faaliyet yürüttüğü ileri sürülen Hakan Aydoğan, Hüseyin Taşdoğan ve Ekrem Can ile iletişim hâlinde olduğu tespit edildi.

Soruşturma çerçevesinde ifadeleri alınan diğer sanıklar da emniyet ve savcılıkta kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetti.

Muhsin Yazıcıoğlu ile beraber 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazası soruşturması kapsamında tutuklanan emekli pilot albay Ali Armağan’ın verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Armağan, F-4 uçuşları ve FETÖ bağlantısına yönelik iddialarla ilgili soruları cevapladı. Armağan, F-16 pilotlarıyla Kahramanmaraş semalarında birlikte uçtuğu iddiasını kabul etmedi.

“HELİKOPTER DÜŞTÜĞÜNDE SİVAS ÜZERİNDE ÖNLEME UÇUŞU YAPIYORDUM”

F-16 pilotlarıyla birlikte Kahramanmaraş semalarında uçmadığını savunan Armağan, helikopterin düştüğü sırada Sivas üzerinde önleme görevi yaptığını söyledi. Armağan ayrıca Genelkurmay Başkanlığından gönderilen bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.

Armağan’a, F-16 pilotları Sedat Kılıçaslan ve Tezcan Kaymaz ile Kahramanmaraş üzerinde TAKSAN uçuşu gerçekleştirip gerçekleştirmediği soruldu. Armağan, “Benim yaptığım uçuş geri hizmet uçuşudur. TAKSAN uçuşunda bulunmadım.” savunmasını yaptı.

F-4 uçağının belirli zaman aralıklarında radar görüntüsünden çıkmasına ilişkin açıklama yapan Armağan, “Bana gösterilmiş olan uçuşta F-4’ün 4 dakika radardan kaybolma sebebi, radarın tespit edemeyeceği düşük irtifada uçmasıdır. Radarın, bölgenin yapısına göre uçağı görüp göremeyeceği değişir. Uçuş yapılan yer dağlık ise radar görüntüleyemez.” ifadelerini kullandı.

ADİL ÖKSÜZ VE KEMAL BATMAZ İLE BAĞLANTISI OLDUĞU İDDİALARINI KABUL ETMEDİ

FETÖ’nün sözde TSK imamı firari Adil Öksüz’ün kullandığı telefon hattıyla 21 Şubat 2012-10 Şubat 2014 tarihleri arasında 152 defa bağlantı kaydı bulunan ve sonu “…05 50” rakamlarıyla biten operasyonel hattın kendisine ait olup olmadığı Armağan’a soruldu. Armağan, “Hat bana ait değildir. Kimin kullandığını veya kullanılıp kullanılmadığını hatırlamıyorum.” iddiasında bulundu.

Armağan, “Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ı tanıyor musun?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Kemal Batmaz’ı daha önce yargılanmış olduğum dosyadaki iddialardan ve 15 Temmuz süreci sonrası basında çıkan haberlerden biliyorum. Yoksa benim FETÖ’nün mahrem imamlarından olan Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile bir irtibatım yoktur. Bana bu şekilde iddialarda bulunulmasının sebebi kendime ait telefonum ile eşimin kullandığı telefonun aynı yerden baz vermesinden kaynaklıdır.”

Şüpheli Şerife Armağan’a ise Öksüz’ün Sakarya’daki evinde ele geçirilen ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen tarafından imzalandığı belirtilen bir kitapta parmak izinin bulunmasıyla ilgili soru yöneltildi. Şerife Armağan, “Şahsın ne iş yaptığını bilmem. İrtibatım söz konusu değildir.” cevabını verdi.

Armağan’a evinde gerçekleştirilen arama sırasında bulunan bazı notlar, isimler, telefon numaraları ve IBAN bilgilerinin içeriğine yönelik sorular da soruldu.

Notların kendisine ait olmadığını ve belgelerde bulunan isimlerle telefon numaralarını tanımadığını belirten Armağan, “2004 yılı Hava Harp Akademisi giriş sınavını kazanan subaylar” başlıklı belgenin ise eşine ait olduğunu ifade etti.
Reklamlar