İstanbul’daki özel bir hastanede tedavi gören elli altı yaşındaki iş insanı Ahmet Yılmaz, doktorların kendisine yalnızca birkaç günlük ömür biçtiğini biliyordu. Kalbi ciddi şekilde zarar görmüş, bedeni giderek güçten düşmüştü. Ahmet Bey; Bursa’da büyük bir mobilya fabrikasına, İstanbul ve İzmir’de değerli gayrimenkullere, yüksek miktarda yatırım hesabına sahipti. Toplam serveti yüz milyonlarca lirayı buluyordu.
Dört yıldır evli olduğu genç eşi Zeynep, dışarıdan bakıldığında son derece ilgili ve fedakâr görünüyordu. Ancak bir gece hastane odasında yalnız kaldıklarında gerçek yüzünü gösterdi.
Ahmet Bey’in artık konuşamayacak kadar güçsüz olduğunu düşünen Zeynep, bütün servetin kısa süre içinde kendisine kalacağını söyledi. Ayrıca Murat adındaki başka bir adamla birlikte yeni bir hayat kurmayı planladığını açıkladı. Daha da önemlisi, Ahmet Bey’e her gece verdiği kalp ilaçlarının dozunu bilinçli şekilde değiştirdiğini itiraf etti.