Onu fark ettiklerinde kızlardan biri sessizce fısıldadı
Adam, vefat eden eşinin mezarına geldiğinde soğuk toprağın üzerinde oturup ağlayan iki ikiz kız gördü. Onu fark ettiklerinde kızlardan biri sessizce fısıldadı:
“Ona hiçbir şey söyleme… hiçbir şey bilmemeli.”
Adam sabahın çok erken saatlerinde mezarlığa gelmişti. Sis henüz dağılmamıştı, toprak soğuk ve nemliydi. Elinde beyaz çiçekler vardı — karısının hayattayken en çok sevdiği çiçekler. Kadın sadece birkaç ay önce ölmüştü ama adam hâlâ sevdiği kadının artık hayatta olmadığı gerçeğini kabullenemiyordu. ☹️��
Eşinin mezarına yaklaştığında bir anda durdu. Mezar taşının önünde, ıslak toprağın üzerinde diz çökmüş iki küçük kız vardı. İkizlerdi. Birbirlerine sıkı sıkı tutunmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Ellerine çamur bulaşmış, dizleri sırılsıklam olmuştu — sanki bunun farkında bile değillerdi.
Adam şaşkına dönmüştü. Bu çocukları daha önce hiç görmemişti. Eşinin neredeyse hiç akrabası yoktu — hele ki yeğenleri ya da vaftiz kızları hiç yoktu. ��������������
— Siz kimsiniz?.. Burası benim eşimin mezarı, — dedi sakin bir sesle, onları korkutmamaya çalışarak.
Kızlardan biri birden kardeşine baktı ve adamın duyamayacağı kadar kısık bir sesle, gözleri korkuyla dolu halde fısıldadı:
“Ona hiçbir şey söyleme. Hiçbir şey bilmemeli.”
Adam, ikizlerin gerçekte kim olduğunu öğrendiğinde adeta donup kaldı… >>> (haberin devamini görmek ve okumak için resmin üzerine diğer sayfaya geçiş yapiniz)