Özal Çankaya'ya çıktığı dönemlerde

Bir Direniş Taktiği: Zor Zamanların Seccadesi
Özal’ın o meşhur namaz röportajını okumak, benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Ekonomik krizin kol gezdiği, iş yerlerinde ibadet baskısının tavan yaptığı bir dönemde güvenlik görevlisiydim. Bir arkadaşım namaz kıldığı için işinden edilirken, ben Özal’ın o zekice “tedbir” yöntemini rehber edindim. Cebimde taşıdığım temiz bir çöp poşeti benim seccadem oldu. Abdestimi daima hazır tutar, ezan vakti “Lavaboya gidiyorum” diyerek temizlik malzemelerinin olduğu o dar depoya sığınırdım. Allah’ın inayetiyle kimseye yakalanmadan, o zor günlerin çilesini ibadetle yoğurdum. Bugün ise huzurla, hatimlerle işimi yapabildiğim bir yerdeyim. Şükür ki, her güçlüğün ardında bir kolaylık varmış.

Rabbim bizi büyüklerin ve şehitlerin izinden ayırmasın. O karanlık baskı günlerini bir daha bu millete yaşatmasın. Mekânın cennet olsun ey büyük devlet adamı!

Zihnimde yankılanan bu duygular, üstadın o unutulmaz mısralarıyla son buluyor:

“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır…
Senden umut kesmem, kalbinde Merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili, Ey Sevgili…”
Reklamlar