Polis dosyası yıllar önce kapanmıştı, ama sandığın bulunmasıyla dosya yeniden açıldı. Mehmet’in kardeşi Ayşe, yıllardır bu gizemi çözmeye çalışıyordu. Sandığın içindeki haritaları incelediğinde, İzmir Körfezi’nin açıklarında işaretlenmiş küçük bir nokta gördü. Noktanın yanında sadece tek bir kelime yazıyordu: “Kapı.”
Ayşe, bu kelimenin ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, depoda sandığın bulunduğu gece görevli bekçi garip bir şey fark etti. Depo kapısının önünde, kimsenin tanımadığı uzun boylu bir adam saatlerce beklemişti. Adam hiçbir şey söylemeden, sadece sandığın taşındığı yönü izlemişti.
Olay şehirde yeniden konuşulmaya başlandı. “Mehmet kara para işine bulaşmıştı,” diyenler oldu. “Denizden gelen bir lanet vardı,” diyenler oldu. Ama kimse kesin bir şey bilmiyordu.
Ayşe, sandığın içindeki pusulayı alıp denize açılmaya karar verdi. Pusula, normal yönleri göstermiyor, sürekli aynı noktayı işaret ediyordu. İzmir Körfezi’nin ortasında, kimsenin bilmediği bir koordinata…
Gece yarısı, Ayşe küçük bir tekneyle o noktaya vardığında, denizin üzerinde garip bir ışık belirdi. Aynı ışık, Mehmet’in kaybolduğu gece sahilde görülmüştü. Ayşe korkuyla pusulaya baktı. İbre hızla dönüyor, sonra aniden duruyordu.
Tam o anda, denizin ortasında bir ses yankılandı: “Sandığı açtınız… Artık geri dönüş yok.”
Ayşe’nin gözleri karardı. İzmir’in karanlık gecesi, yıllar önce kaybolan Mehmet’in sırrını yeniden ortaya çıkarıyordu.