Terzi ölmüştü. Karısı Ferhunde, eşini kaybetmenin acısını uzun süre üzerinden atamamıştı.

Ferhunde de onunla dalga geçtiğinde hiç kızmadı.

Bir ay sonra mahallede arkadaşlarından biri İlyas’a takıldı.
“Usta, senin kollar hâlâ demir gibi mi?”

İlyas güldü. “Kollar demir gibi ama aklım artık biraz daha yumuşak.”

Yanındaki Ferhunde hemen söze girdi:

“Yumuşak değil, sonunda çalıştırmaya başladı.”
Mahalleli kahkahaya boğuldu.
İlyas da gülerek, “Haklı kadın,” dedi.

Zamanla ikisi mahallede herkesin örnek gösterdiği bir çift oldu. Çünkü onların mutluluğu kaslardan, gösterişten veya başkalarının hayranlığından değil, birbirlerini anlamaktan geliyordu.
Ferhunde yıllar sonra o ilk geceyi düşündüğünde hep aynı şeyi söylerdi: “İnsan hayatında bazen güçlü birini değil, doğru yerde nasıl davranacağını bilen birini aramalı.”

İlyas da her duyduğunda başını sallardı.

“Ben o gece bunu öğrenmeseydim, ömrüm boyunca sadece demir döverdim. Sen bana insanın gönlünün de bir demir gibi olduğunu öğrettin. Fazla sert vurursan kırılır, doğru zamanda dokunursan şekil alır.”

Ferhunde gülümsedi.

“İşte şimdi gerçekten demirci oldun.”
İlyas güldü.
“Nasıl yani?”

“Demiri değil, hayatı işlemeyi öğrendin.” Ve ikisi de birbirlerine bakıp gülümseyerek yollarına devam ettiler. Çünkü sonunda anladıkları şey çok basitti: İnsanları etkileyen şey gösterişli kaslar değil, karşısındaki insana verdiği değerdir.
Reklamlar