Kısa süre sonra olay yerine sivil giyimli, tecrübeli bir dedektif geldi. Ağlamaktan tükenmiş halimi, etraftaki komşuların fısıltılarını ve evden gelen kızlarımın korku dolu ağlama seslerini duydu. Kutudaki siyah defteri ve benim adıma yazılan zarfı eldivenli elleriyle dikkatlice aldı. Zarfı açıp içindeki mektubu okumaya başladığında, adamın o sert yüz ifadesi yavaş yavaş değişti, kaşları şaşkınlıkla havaya kalktı. Dedektif derin bir nefes alıp, memurlara "Silahlarınızı indirin. Bu kadının hiçbir suçu yok," dedi. Sonra yanıma çömelip mektubu bana uzattı.
Kağıtta Hacer Teyze'nin o titrek ama tanıdık el yazısı vardı:
"Canım kızım... Eğer bu mektubu okuyorsan, o karanlık geçmiş nihayet beni bulmuş demektir. Sana kocamın yıllar önce öldüğünü söylemiştim. Doğruydu, ama eceliyle değil. O, acımasız bir suç örgütünün karanlık işlerini yürüten adamlarından biriydi ve onlara ihanet ettiği için katledildi. Ben o günden beri bir gölge gibi yaşadım, kocamın intikamını almak ve o çeteyi çökertmek için yıllarca gizlice delil topladım. Bu siyah defter, onların tüm kirli işlerinin, cinayetlerinin ve o kanlı silahların dökümüdür.
Dün gece o adamların mahallede beni aradıklarını fark ettim. Beni bulmaları an meselesiydi. Evime girdiklerinde bu delilleri yok edeceklerdi. Bu yüzden gece yarısı yedek anahtarınla arabanı açıp kutuları bagajına sakladım. Polisi arayan da bendim. Onlara 'Karşı komşumun arabasında yıllardır aradığınız o büyük çetenin tüm kanıtları var, acele edin yoksa beni öldürecekler' dedim. Biliyordum ki o adamlar senin arabanı aramayı akıl edemezdi ve polis gelene kadar kanıtlar güvende olurdu. Seni ve o iki güzel kızımı tehlikeye atar mıyım hiç? O adamlara istediklerini vermedim, onlara direndim ve bunun bedelini canımla ödedim. Ama artık o canavarların da sonu geldi."
Mektubun son satırları gözyaşlarımla ıslanıyordu: "Kutudaki o tomar tomar paralar kocamın kirli parası değil. Onlar benim yıllarca dişinden tırnağından artırdığım, tertemiz helal param. Sen iki kızına hem annelik hem babalık yapan o kadar güçlü ve gururlu bir kadınsın ki... O para senin hakkın. Lütfen kızlarını al ve bu şehirden gidin. Yeni, güzel bir hayat kurun. Beni hiç unutmayın..."
O sabah o soğuk asfaltta, sadece iyi niyetli bir komşumu değil, bana hayatımın en büyük şansını ve özgürlüğünü veren koruyucu meleğimi kaybettiğimi anladım. Dedektifler siyah defter sayesinde o büyük suç örgütünü aynı gün içinde çökertti. Benim ve çocuklarımın güvenliği devlet tarafından sağlandı. Şimdi, o iki kutudan çıkan ve bana yepyeni bir hayat sunan o tertemiz parayla, kızlarımla birlikte deniz kenarında küçük, huzurlu bir evde yaşıyorum. Hacer Teyze'nin bahçesinde olduğu gibi, yeni evimizin bahçesine de onun anısına en sevdiği kırmızı güllerden ektim. O güller her açtığında, o tonton melek komşumun bize gülümsediğini biliyorum.