YILLAR SONRA DİZLERİNİN ÜZERİNDE GERİ DÖNÜP ONU AFFETMEM İÇİN YALVARDI — AMA ONA YILLARDIR SAKLADIĞIM ŞEYDEN HABERİ YOKTU.

“Bakışları omzumun üzerinden evin içindeki salona kaydı. Ve bir anda yüzündeki bütün renk çekildi. Olduğu yerde donup kaldı.”

Yalçın’ın gözleri, salonun ortasında ayakta duran genç adama kilitlenmişti.

Genç adam yaklaşık yirmili yaşlarının başındaydı. Uzun boylu, geniş omuzlu ve yüz hatları Yalçın’ın gençliğine şaşırtıcı derecede benziyordu.

Ama onu asıl şaşırtan bu değildi.

Genç adamın arkasındaki duvarda, büyükçe bir aile fotoğrafı asılıydı.

Fotoğrafta ben vardım.

On dört çocuğum vardı.

Ve en ön sırada, kucağımda tuttuğum küçük bir bebek…

Yalçın birkaç adım içeri girdi.

“Bu… bu kim?”

Genç adam ona bakıyordu.

Yüzünde ne öfke vardı ne de şaşkınlık.

Sadece yıllardır içinde taşıdığı bir sorunun sessiz ağırlığı vardı.

Ben kapıyı kapattım.

“Bu, en küçük oğlumuz, Berkay.”

Yalçın’ın dudakları aralandı.

“Bizim oğlumuz mu?”

“Evet.”

Başını iki yana salladı.

“Hayır… yani… tabii ki bizim çocuğumuz olduğunu biliyorum ama…”

Berkay sözünü kesti.

“Beni ilk kez görüyorsun.”

Salondaki hava bir anda ağırlaştı.

Yalçın oğluna baktı fakat cevap veremedi.

Berkay sakin bir sesle devam etti:

“Annem bana seni hiçbir zaman kötü anlatmadı.”

Yalçın gözlerini bana çevirdi.

Ben sustum.

“Bana sadece,” dedi Berkay, “‘Baban bir gün yanlış bir karar verdi ve o kararın sonuçlarıyla yaşamayı seçti,’ dedi.”

Yalçın’ın gözleri doldu.

“Ben…”

“Henüz bitmedi,” dedim.

Masaya doğru yürüdüm.

Yıllardır sakladığım kahverengi dosyayı elime aldım.

Yalçın dosyaya bakınca yüzü yeniden gerildi.

“Bu ne?”

Dosyayı önüne bıraktım.

“Sen

Reklamlar