En üstte ise iki isim dikkat çekiyordu:
Belediye Başkanı Nihat Aydın
Meclis Üyesi Kadir Özkan
Kalabalık bir anda uğultuya boğuldu.
Yaşlı kadınlardan biri bağırdı:
— Ben oğlumun cenazesi için borç almıştım! Demek yardım parası zaten gelmiş!
Bir adam öne çıktı.
— Babamı gömerken de bizden para aldılar!
Bir başkası:
— Annemin bileziklerini satmıştık!
Mezarlık bir anda yılların öfkesiyle doldu.
Belediye başkanı geri geri yürümeye başladı.
— Bunlar iftira! diye bağırdı.
Fakat avukat son zarfı açtı.
İçinden banka dekontları, imzalı teslim tutanakları ve ses kayıtlarının bulunduğu bir flaş bellek çıktı.
Artık inkâr edecek hiçbir şey kalmamıştı.
Jandarma ekipleri kısa süre içinde mezarlığa geldi.
Belediye başkanı ve Kadir, yüzlerce kişinin gözleri önünde gözaltına alındı.
Kimse konuşmuyordu.
Herkes, beyaz çarşafa sarılı yaşlı adama bakıyordu.
Yıllarca eski bir kulübede yaşamış, yıpranmış bir palto giymiş, cebinde çoğu zaman birkaç liradan fazlası olmayan Taci Amca…
Meğer kasabanın en zengin adamıymış.
Ama servetini kendisi için değil, yoksulların onurunu korumak için kullanmıştı.
Zeynep gözyaşlarını tutamadı.
Beyaz çarşafın yanına çöktü.
— Sen neden kim olduğunu hiç söylemedin Taci Amca? diye fısıldadı.
Avukat gülümseyerek son mektubu uzattı.
Mektupta tek bir cümle yazıyordu:
“İnsan, adıyla değil; geride bıraktığı iyiliklerle hatırlanır.”
Ertesi gün bütün kasaba cenazeye geldi.
Fakirler, zenginler, yıllarca mezarlarını ücretsiz kazdığı insanlar…
Binlerce kişi aynı anda omuz verdi.
Taci Amca, vasiyet ettiği yere, erguvan ağacının altına defnedildi.
Mezar taşına ise kendi istediği şu söz yazıldı:
“Burada bir zengin değil, kimseyi parasız toprağa vermeyen bir insan yatıyor.”
Ve o gün mezarlığa gömülen yalnızca yaşlı bir adam değildi.
Yıllardır yoksulların acısından çıkar sağlayanların sahte itibarı, kibri ve sessizliği de aynı toprağın altında kaldı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.