Kocam benim üzerime kuma getirdi



Kapının önünde avukatımız vardı. Gerekli belgeler de yanımızdaydı.
Ahmet içeri girer girmez duraksadı.
“Burada ne oluyor?”
Sakin bir sesle cevap verdim:
“Artık bazı şeyleri açıklığa kavuşturmanın zamanı geldi.”
Avukat, evin tapu kayıtlarını ve incelenen belgeleri önüne koydu. Evin yasal mülkiyet durumunu açıkladı ve Şule'ye imzalatılmak istenen evraklarla ilgili hukuki değerlendirmeyi anlattı.
Ahmet'in yüzündeki ifade değişti.
Önce bana, ardından Şule'ye baktı.
“Bunu bana nasıl yaparsınız?”
Yıllardır ilk kez onun karşısında kendimi güçsüz hissetmiyordum.
Gözlerinin içine bakarak konuştum:
“Ben sana ne yaptım Ahmet? On beş yıl boyunca eşin oldum. Birlikte çocuk sahibi olabilmek için mücadele ettik. Olmayınca da hayatımıza devam edebileceğimizi düşündüm. Ama sen beni hayatından çıkarmak için planlar yaptın.”
Bir an sustum.
“Beni evimden göndermek istedin. Üstelik bunu yaparken Şule'yi de kullandın.”
Şule bebeğini kucağında tutarak yanıma geldi.
“Ben senin çocuğunun annesiyim Ahmet. Ama senin istediğin gibi yönlendirebileceğin biri değilim. Bana doğruyu söylemedin. Nermin ablayı da kandırmaya çalıştın.”
Ahmet cevap veremedi.
O gün evliliğimizin geleceği hakkında karar vermek üzere hukuki süreci başlatacağımı söyledim. Evle ilgili haklarımın korunması için de gerekli adımları atacağımı belirttim.
Ahmet kısa süre sonra evden ayrıldı.
Bir daha geri dönmedi.
Aynı Evde İki Kadın ve Bir Çocuk Kaldık
Aradan aylar geçti.
Hayatımız yavaş yavaş düzene girdi. Şule bebeğiyle ilgileniyor, ben de elimden geldiğince ona destek oluyordum.
Aramızdaki ilişki, başlangıçta ikimizin de hayal edemeyeceği bir noktaya ulaşmıştı.
Artık birbirimize rakip gibi bakmıyorduk. Birbirimizin yaşadığı acıları anlamaya çalışan iki insandık.
Bir gün mutfakta çay hazırlarken Şule yanıma geldi.
“Nermin abla, sana bir şey söyleyebilir miyim?”
“Tabii.”
Gülümsedi ama gözleri doldu.
“Hayatımda başıma gelen en kötü şeyin beni seninle tanıştıracağını söyleseler inanmazdım.”
Elini tuttum.
“Bazen hayatımıza istemediğimiz insanların aracılığıyla giren olaylar, hiç beklemediğimiz dostluklar kurmamıza neden oluyor.”
Sonra bebeği kucağıma aldım ve alnından öptüm.
O çocuk benim yaşadığım acıların sebebi değildi. Şule de değildi.
Asıl sorun, bizi birbirimize düşman ederek kendi istediğini elde edebileceğini düşünen Ahmet'in davranışlarıydı.
O, iki kadının birbirine karşı savaşmasını beklemişti. Birimizin diğerini suçlayacağını, kıskançlığın ve öfkenin bizi birbirimizden uzaklaştıracağını düşünmüştü.
Ama yanılmıştı.
Çünkü biz birbirimize karşı değil, yaşadığımız haksızlıkların karşısında durmayı seçmiştik.
Yıllarca bir erkeğin hayatımdaki yerini kaybetmekten korkmuştum. Onun beni sevmesini, benimle bir aile kurmasını ve birlikte yaşlanmamızı istemiştim.
Şimdi ise çok önemli bir gerçeği öğrenmiştim.
Bir kadının değeri, bir erkeğin ona verdiği yerle ölçülmez.
İnsan bazen en büyük hayal kırıklığını yaşarken kendini yeniden keşfedebilir. Bazen de düşman olması beklenen iki insan, birbirinin en büyük desteğine dönüşebilir.
Ahmet bizi birbirimize düşürerek kazanacağını sanmıştı.
Oysa kaybettiği yalnızca evliliği değildi. Güvenini kaybettiği iki kadının karşısında, kurduğu düzen de yıkılmıştı.
Benim içinse yeni bir dönem başlamıştı.
Artık bir erkeğin kararlarına göre şekillenen bir hayat yaşamak istemiyordum. Kendi haklarımı biliyor, geleceğim için kendi kararlarımı veriyordum.
Şule de bebeğiyle birlikte kendi yolunu çiziyordu.
Ve aynı evde yaşamaya devam ederken birbirimize her gün aynı şeyi hatırlatıyorduk:
Bizi aynı acı bir araya getirmiş olabilir ama bizi aile yapan şey, birbirimize gösterdiğimiz saygı ve dayanışmaydı.
Çünkü bazen insanın karşısına düşman olarak çıkarılan kişi, en zor gününde elini tutan tek insan olabilir.
Reklamlar