55 Yıl Önce Vietnam’da Kaybolan Sevgilimin Anıtına Giderken Uçağın Kokpitinden Adımı Duydum

"Ben Talat'ın oğluyum. Babam ölmeden önce sizi bulmamı istedi."

Adamın dudakları hareket etmeyi bırakmıştı ama söyledikleri kulaklarımda çınlamaya devam ediyordu.

Talat'ın oğlu.

Böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi?

Karşımda duran adam ellili yaşlarının ortalarında görünüyordu. Şakaklarına aklar düşmüştü. Yüzünün çizgileri daha belirgindi ama gözlerinin biçimi, kaşlarının arasındaki küçük kırışıklık ve konuşurken çenesini hafifçe kaldırışı bana yıllar önce kaybettiğim adamı hatırlatıyordu.

"Babanız..." dedim güçlükle. "Talat yaşıyor muydu?"

Adam başını eğdi.

"Evet. Uzun yıllar yaşadı. Ama altı ay önce hayatını kaybetti."

O an içimde 55 yıldır kapanmayan bir kapı yeniden açıldı.

"Ben onun öldüğünü sandım," diye fısıldadım. "Herkes öyle söyledi."

"Biliyorum."

"Peki neden dönmedi? Neden bana tek bir mektup bile yazmadı?"

Adamın gözleri doldu.

"Bunu size anlatmak için geldim. İzniniz olursa önce kendimi tanıtayım. Adım Murat. Ben bu uçuşun kaptanı değilim. Başka bir hava yolu şirketinde pilotum. Bugün kaptanın izniyle kokpitten anons yaptım."

"Beni nasıl buldunuz?"

"Babamın bıraktığı belgeler sayesinde. Ve bu uçuşta olacağınızı öğrenmemize yardımcı olan birinin sayesinde."

Reklamlar