Kocam, gözlerimin önünde yaşlı anneme tokat atıp, “Bu gece onu bu evden atmazsan bu evlilik biter!” diye bağırdığında ne çığlık attım ne de ağladım. Sadece elimdeki ağır alışveriş poşetini masaya bıraktım ve içimden sakince saymaya başladım: Bir, iki, üç, dört, beş…
O beş saniye boyunca yedi yıllık evliliğim gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti.
İstanbul Maslak’taki lüks rezidans daireme geldiğimde, eşimin çirkin bağırışları koridorda çınlıyordu. Kapıyı açtığımda annem Meryem, antredeki ahşap konsola çarparak geriledi ve üzerindeki Mavi seramik vazo yere düşüp paramparça oldu. Kocam Burak’ın yumruğu hâlâ havadaydı.
“Ne yapıyorsun sen?” diye bağırdım.
Burak öfkeyle kızararak annemi gösterdi: “Bu hırsız kadına sorsana! Çalışma odamdaki gizli çekmeceden 350 bin lira buhar oldu!”
Yanağı kızarmış, gözyaşları içindeki annem, “Yemin ederim ben dokunmadım kızım, sadece toz alıyordum,” diye fısıldadı. Fakat Burak dinlemedi. Annemin evde fazla yer kapladığını, sabahları erken kalkıp gürültü yaptığını, varlığının kendisini boğduğunu söyleyerek nefretini kustu.