Babam Yirmi Yaşında Hawaii’den Ayrıldı ve Bir Daha Dönmedi, Ölümünden Sonra Gelen Paket Annemin Sakladığı Sırrı Ortaya Çıkardı

Kutunun en üstünde, beyaz bir bebek battaniyesine sarılmış küçük bir çift ayakkabı vardı. Ayakkabıların derisi eskimiş, bağcıkları sararmıştı. Hemen yanlarında gümüş bir bileklik duruyordu. Üzerindeki ismi okuduğumda nefesim kesildi.

Şevval.

Bilekliğin arkasına bir tarih kazınmıştı. Benim doğum tarihimden tam üç yıl önceki bir gün.

"Anne, bu ne?" diye fısıldadım.

Annem mutfak sandalyesine çöktü. Elleri titriyordu. Bilekliği elime almamı engellemek istercesine uzandı ama sonra vazgeçti.

"Bunun buraya geleceğini biliyordum," dedi. "Bir gün mutlaka geleceğinden korkuyordum."

Kutunun içinden başka eşyalar da çıkardım. Sararmış bir hastane bilekliği, kurutulmuş çiçekler, eski bir fotoğraf albümü ve ağzı mühürlenmiş kalın bir zarf. Albümün ilk sayfasında genç babamın fotoğrafı vardı. Kucağında yeni doğmuş bir bebek tutuyordu. Yanında ise hiç tanımadığım, uzun siyah saçlı bir kadın gülümsüyordu.

Fotoğrafın altına İngilizce bir cümle yazılmıştı: "Kızımız Şevval ile ilk günümüz."

Dünyam başıma yıkılmış gibiydi.

"Benim annem sen değil misin?"

Annem gözlerini kapattı. Bu soruyu duymak, yıllardır taşıdığı bir yükün altında son kez ezilmesine neden olmuş gibiydi.

Reklamlar