“Sana bir hediye getirdim. Gidip alayım.”
Tunç’un döndüğünde taşıdığı kutuya baktım. Bülent kapağı kaldırınca içinden onlarca küçük eşya göründü: kızlarımızın çizdiği resimler, eski bir futbol topu, tamir edilmiş bir oyuncak ve üzerinde babalarına yazdıkları notlar bulunan zarflar. Kutunun en üstünde ise ince bir dosya vardı. Dosyanın kapağına kızım Nisan’ın el yazısıyla “Verdiğin sözler” yazılmıştı. Bülent’in yüzü gerildi. Kutuyu hemen kapatmak istedi ama Tunç elini uzatıp onu durdurmadı. Yalnızca sakin bir sesle konuştu: “Bunlar senin. Çocukların odasında bekliyordu. Bugün yanlarında olacağını söylediğin için getirdik.”
Bu eşyaları tanıyordum. Nisan, babasının her hafta sonu geleceği sözüne inanıp bir köşe hazırlamıştı. Küçük kızım Defne de kırılan oyuncağını oraya bırakmıştı. Bülent aylar boyunca farklı bahanelerle görüşmeleri ertelemişti. Dosya ise benim evimde değildi. Tunç’un nereden bulduğunu anlayamadım. Sonra Nisan yanıma geldi. “Ben hazırladım,” dedi. Sesi öfkeli değildi; yorgundu. “Tunç amcadan arabasında taşımasını istedim. Babam hediyesini burada alacağını söyledi.” Kızımın yetişkinlerin tartışmasına karışmasını istemiyordum. Fakat onun söylemek istediği şeyi de yeniden susturamazdım.
Tunç, kutuyu benim bilgim dışında bir gösteriye çevirmemişti. Nisan’ın verdiği paketi arabasında tutmuş, Bülent’in aşağılaması karşısında yalnızca teslim etmişti. Derya dosyaya uzandı. Bülent hemen elini kapatmaya çalıştı. Gelin, “Çocuklar ne yazmış?” diye sordu. Nisan başını kaldırdı. “Babamın geleceğini söylediği günleri yazdım. Hatırlasın istedim.” Salondaki meraklı bakışlardan rahatsız oldum. Kızımın acısı bir düğün eğlencesi olmamalıydı. Onu yanıma alıp “Bunu daha sakin bir yerde konuşacağız,” dedim. Tunç geri çekildi. Bülent’in ilk kez cevap bulamaması bana kısa bir rahatlık vermişti, fakat asıl mesele kızlarımdı.
Yan taraftaki küçük odada oturduk. Defne, pembe elbisesinin eteğiyle oynuyordu. Büyük salondaki müzik uzaktan geliyordu. Bülent, kızının dosyayı neden hazırladığını sordu. Nisan tek tek anlatmaya başladı. Okul gösterisine geleceğini söylemiş, gelmemişti. Bisikletini tamir edeceğini söylemiş, unutmamış gibi davranmıştı. Doğum gününde görüntülü arayacağını söylemiş, aramamıştı.