ikiz kız bebekleri evlat edindim — 18. yaş günlerinde aynı havluları bana uzatıp, “Baba… sana gerçeği anlatmamız gerekiyor,” diye fısıldadılar.

Masaya düşen şey küçük, eski bir gümüş kolyeydi.

Fakat beni asıl sarsan kolyenin kendisi değildi.

Üzerindeki küçük kalp şeklindeki madalyondu.

Onu tanıyordum.

Çünkü on sekiz yıl önce nişanlım Aylin'in boynunda gördüğüm kolyenin aynısıydı.

Titreyen parmaklarımla madalyonu elime aldım.

“Bu... nereden çıktı?”

Derya gözlerini yere indirdi.

“Bunu bulduğumuz ilk havlunun içinde saklıydı.”

Kaşlarımı çattım.

“Bulduğunuz mu?”

Selin derin bir nefes aldı.

“Evet baba. Biz o havluları sadece senin sandığın gibi saklamadık.”

Kalbim daha da hızlı çarpmaya başladı.

“Ne demek istiyorsunuz?”

Derya, masanın üzerindeki ikinci havluyu yavaşça açtı.

İçinden eski bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafı elime aldığım anda dizlerimin bağı çözüldü.

Fotoğrafta Aylin vardı.

Hamileydi.

Elini karnının üzerine koymuş, gülümsüyordu.

Ama fotoğrafın arkasında yazan tarih beni tamamen sarstı.

“15 Haziran.”

O gün, Aylin'in ölümünden yalnızca üç gün önceydi.

“Bunu nereden buldunuz?”

Selin ağlamaya başladı.

“Biz bulmadık baba.”

“Kim buldu?”

İkisi de birbirine baktı.

Sonunda Derya konuştu.

“Bizi sahilde bırakan kişi, sana ulaşmamızı istemiş.”

Bir anda odadaki hava ağırlaştı.

“Kim?”

Derya'nın dudakları titredi.

“Annemiz.”

Nefesim kesildi.

“Bu imkânsız.”

“Biz de öyle düşündük.”

Selin çantasından sararmış bir zarf çıkardı.

Zarfın üzerinde benim adım yazıyordu.

El yazısını görür görmez onu tanıdım.

Aylin'in el yazısıydı.

Yıllar önce defalarca gördüğüm, alışveriş listelerine ve küçük notlara yazdığı o harfler...

Zarfı açmakta zorlandım.

İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.

Okumaya başladım.

“Sevgilim, eğer bu mektubu okuyorsan sana anlatacak cesaretimi bulamamışım demektir. Bebeğimizin öldüğünü söylemelerine inanma. Doğumdan sonra bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ettim. İkizlerimiz var.”

Ellerim titremeye başladı.

İkizlerimiz...

Başımı kaldırıp kızlarıma baktım.

“Demek...”

Derya başını salladı.

“Evet baba.”

Selin devam etti:

“Biz senin sandığın gibi başkasının çocukları değiliz.”

Gözlerim doldu.

On sekiz yıl boyunca kaybettiğimi sandığım çocuğun yasını tutmuştum....

Reklamlar