KİLOLU GENÇ KIZ KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİ


19 YAŞINDA OLDUKÇA KİLOLU GENÇ KIZ KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİ, İLK GÜNDEN BUNU YAPTI…

Düğün gecesi herkes genç gelinin ağanın ayaklarına kapanacağını düşünüyordu. Ama 19 yaşındaki kilolu kız, gelinliğiyle konağın ortasına yürüdü ve bütün hizmetkârları karşısına dizip öyle bir şey yaptı ki, köyün en güçlü adamı bile yerinden kalkamadı.

Adı Mercan'dı. Daha on sekiz yaşına yeni girmişti. Küçüklüğünden beri kilosu yüzünden alay edilmiş, köydeki gençlerin acımasız sözlerine maruz kalmıştı. Kimse onun ne kadar zeki, cesur ve çalışkan olduğunu görmek istemiyordu.

Babası yıllar önce ölmüş, annesiyle birlikte küçücük bir evde yaşamaya başlamıştı. Annesi hastalanınca borçlar birikmiş, sonunda tarlaları da ellerinden gitmişti.

Bir sabah köyün en zengin adamı, elli yaşındaki Rüstem Ağa, kapılarına geldi.

“Mercan'la evlenmek istiyorum. Karşılığında bütün borçlarınızı kapatırım.”

Annesi duyduklarına inanamadı. Mercan ise uzun süre sustu.

Rüstem Ağa'nın iki kez evlendiği, iki eşinin de konağı terk ettiği söyleniyordu. Köyde herkes ondan korkardı. Sert bakışları ve buyurgan sesiyle tanınırdı.

Mercan sonunda tek bir şart koştu.

“Benimle evlenecekseniz, ilk gece ne yapacağıma karışmayacaksınız.”

Ağa şaşırdı ama kabul etti.

Düğün günü köy meydanı insanlarla doldu. Kadınlar Mercan'ın arkasından fısıldaşıyordu.

“Şu kıza bak! Ağa bunun nesini beğendi acaba?”

“Para için evlenmiştir. Zavallı, konakta üç gün dayanamaz.”

Mercan hepsini duydu. Ama tek kelime etmedi.

Gece olduğunda gelin arabası konağın kapısına yanaştı. Rüstem Ağa onu büyük salona götürdü.

“Artık bu konağın hanımısın. Ne istersen söyle.”

Mercan başındaki duvağı çıkardı.

“Öyleyse ilk isteğim şu: Konakta çalışan herkes buraya gelsin.”

Ağa kaşlarını çattı.

“Bu saatte mi?”

“Evet. Hemen.”

Bir süre sonra aşçılar, temizlikçiler, bahçıvanlar ve ahır çalışanları salona toplandı. Hepsi korku içindeydi. Yeni gelinin ilk geceden neden kendilerini çağırdığını anlayamıyorlardı.

Mercan masanın üzerine kalın bir defter koydu.

“Bundan sonra bu konakta kimse karşılıksız çalışmayacak. Hepinizin maaşını, çalışma saatini ve alacağını öğrenmek istiyorum.”

Salonda çıt çıkmadı.

Rüstem Ağa öfkeyle ayağa kalktı.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”

Mercan sakinlikle cevap verdi.

“Bana bu konağın hanımı olduğumu söylediniz. Ben de ilk iş olarak buradaki haksızlıkları öğreniyorum.”

Ağa yumruğunu masaya vurdu.

“Benim işlerime karışamazsın!”

Mercan gözlerini ondan ayırmadı.

“Öyleyse neden benimle evlendiniz? Sadece sessizce oturmam için mi?”

Tam o sırada yaşlı hizmetçi Safiye ağlamaya başladı.

“Hanımım, üç aydır maaş alamıyoruz. Oğlumun tedavi masrafları var. Ne olur bizi işten çıkarmayın.”

Mercan yaşlı kadının elini tuttu.

“Kimse işten çıkarılmayacak. Önce gerçekleri öğreneceğiz.”

Rüstem Ağa kapıya yöneldi ama Mercan'ın sonraki sözleriyle durdu.

“Üstelik sizin bilmediğiniz bir şey daha var.”

Ağa arkasını döndü.

“Neymiş o?”

“Bu konağın hesaplarını son altı aydır ben inceliyorum.”

Rüstem'in yüzü bembeyaz oldu...
Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.


Reklamlar