Ölmek Üzere Olan Eşimin Son Dileği: İlk Aşkımı Bulunca Öğrendiğim Gerçek

"Evet, sanırım eşinin seni neden bana gönderdiğini biliyorum. Yıllar önce seni bulmaya gelmiştim ama karşıma Jale çıkmıştı. Senin bilmediğin bir şey var. Anlaşılan vicdanı sonunda ona ağır geldi. İçeri gel. Bence önce otursan iyi olur..."

Seçil'in peşinden salona girdim. Duvarlarda aile fotoğrafları vardı. Birinde genç bir adam, küçük bir kız çocuğunu omuzlarına almış gülüyordu. Fotoğrafa nedense uzun uzun baktım. Genç adamın kaşları, benim yirmili yaşlarımdaki fotoğraflarıma tuhaf biçimde benziyordu.

Seçil elleri titreyerek iki bardak su getirdi. Karşıma oturdu ve yıllardır içine gömdüğü bir sırrı anlatmaya başladı.

"Sen Ankara'ya gittikten altı hafta sonra hamile olduğumu öğrendim. Sana söylemek için defalarca telefon ettim ama ulaşamadım. Sonunda çalıştığın şirketin adresini buldum. Oraya gittiğimde kapıda Jale'yle karşılaştım."

Nefesim kesildi. Jale'yle o şirkette tanışmıştım. Önce aynı bölümde çalışmış, sonra yakınlaşmıştık. Ama Seçil'in onu gördüğünü hiç bilmiyordum.

"Ona seni aradığımı söyledim," diye devam etti Seçil. "Beni sessizce dinledi. Sonra senin başka biriyle yeni bir hayat kurduğunu, beni görmek istemediğini söyledi. İnanmadım. Karnımdaki bebeği anlatınca yüzü değişti. Sana haber vereceğine söz verdi."

"Vermedi mi?" diye fısıldadım.

Seçil başını iki yana salladı.

"Bir hafta sonra senden geldiğini sandığım bir mektup aldım. Çocuğu kabul etmeyeceğini, bir daha seni aramamam gerektiğini yazıyordu."

"Ben öyle bir mektup yazmadım!"

Sesim o kadar yükselmişti ki mutfaktaki saat bile durmuş gibi geldi. Seçil çekmeceden sararmış bir zarf çıkardı. Yazıya baktığım an gerçeği anladım. İmza benim adıma atılmıştı ama el yazısı bana ait değildi.

Jale'nin yazısıydı.

Otuz altı yıl boyunca sevdiğim kadının, hayatımın en büyük sırrını sakladığını öğreniyordum.

"Çocuk..." dedim, kelime boğazıma takılarak. "Ne oldu ona?"

Seçil gözlerini duvardaki fotoğrafa çevirdi.

"Adını Barış koydum. Şimdi otuz sekiz yaşında. Evli. Bir kızı var."

İçimde bir şey koptu. Fotoğraftaki genç adamın yüzüne yeniden baktım. Kaşları yalnızca benimkilere benzemiyordu. Gülüşünde babamı görüyordum.

Reklamlar