Pazarda Kaybolan Kızımı Yıllar Sonra Böyle Buldum

“Dur!” diye bağırdım.

Pazar yerindeki insanlar bize bakmaya başladı.

Kadın kaçmaya çalışırken genç kız kolundan tuttu.

“Anneanne, neden kaçıyorsun?”

Kadın cevap vermedi.

Ben ise yıllardır beklediğim o anın gerçekten yaşandığına hâlâ inanamıyordum.

Polis çağrıldı.

Saatler süren sorgulamanın ardından gerçek ortaya çıktı.

Kızım o gün pazarda kaybolmamıştı.

Kaçırılmıştı.

Yaşlı kadın, yıllar önce çocuğunu kaybetmişti. Akli dengesi de zamanla bozulmuştu. Defne’yi pazarda tek başına görünce onun kendi kızı olduğuna inanmış, onu başka bir şehre götürmüş ve yıllarca gerçek ailesinden uzak tutmuştu.

Defne’ye başka bir isim vermişti.

Onu kendi torunu gibi büyütmüştü.

Kızım gerçeği öğrendiğinde saatlerce ağladı.

Ben de ağladım.

Fakat yıllardır hayalini kurduğum kavuşma, düşündüğüm kadar kolay değildi.

Çünkü karşımda altı yaşındaki küçük kızım yoktu.

On sekiz yaşında, bambaşka bir hayat yaşamış genç bir kadın vardı.

O gece bana sarıldığında kulağıma sadece şu cümleyi söyledi:

“Anne, seni neden bu kadar uzun süre bulamadım?”

Onu sıkıca kucakladım.

“Sen beni bulmadın kızım,” dedim. “Ben seni hiç aramayı bırakmadım.”

Aylar geçti.

Defne, bana yeniden alışmak için zamana ihtiyaç duydu. Ben de onu geçmişteki küçük kızı olarak değil, şimdi olduğu insan olarak tanımayı öğrendim.

Bir gün birlikte eski pazarın önünden geçtik.

Elimi tuttu.

“Burayı hatırlıyor musun?” diye sordum.

Başını salladı.

“Hayır.”

Gülümsedim.

“Ben her taşını hatırlıyorum.”

Sonra bana sarıldı.

O an anladım ki bazı kayıpların telafisi mümkün değildir.

Kaçırılan yıllar geri gelmez.

Ama insan bazen hayatın kendisine ikinci bir şans verdiğini fark eder.

Kızımı altı yaşında kaybetmiştim.

Onu on sekiz yaşında yeniden buldum.

Ve artık biliyordum:

Bir anne için umut, çocuğunun nerede olduğunu bilmek değildir.

Onu bulacağına inanmayı hiç bırakmamaktır.
Reklamlar