Sonunda Koray valizimi kapıya bıraktı.
“Git o adamın yanına. Bizim artık annemiz değilsin!”
Ağlayarak evden ayrıldım.
Turgut beni görünce hiçbir şey sormadan sarıldı. Küçük evinde bana bir oda hazırladı. Geceleri karnıma elini koyup bebeğimizle konuşuyordu.
Ama içimdeki kırgınlık geçmiyordu.
Bir akşam telefonum çaldı. Arayan Beril'di.
“Anne, evin tapusu hâlâ senin üzerine değil mi?”
Kalbim hızlandı. İlk kez beni aramıştı ve sorduğu tek şey evdi.
“Evet kızım, neden?”
“Koray evi satmak istiyor. Senin imzan gerekiyor.”
“Peki beni merak etmiyor musunuz?”
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Ardından kızımın soğuk sesi duyuldu.
“Anne, duygusallık yapma. İmzayı atacak mısın?”
O gece sabaha kadar ağladım.
Ertesi sabah Turgut'a her şeyi anlattım. Bana tek bir soru sordu:
“Süreyya, hayatın boyunca çocuklarına her şeyini verdin. Peki kendine ne bıraktın?”
Cevap veremedim.
Çünkü kendime hiçbir şey bırakmamıştım.
Birkaç hafta sonra Koray kapımıza geldi. Elinde belgeler vardı. Benden evi satmak için vekâlet vermemi istedi.
“Borçlarım var anne. Bu ev satılmazsa mahvolacağım!”
“Peki ben nerede yaşayacağım oğlum?”