Derya birkaç saniye yerinden kıpırdamadı.
Sonra ayağa kalktı.
Kabin görevlisi önünden ilerlerken yolcuların bakışlarını üzerinde hissediyordu. Birkaç dakika önce kimsenin dikkatini çekmeyen kadın, şimdi uçağın tamamının merak ettiği kişiye dönüşmüştü.
Koridorun sonunda kokpit kapısı açıldı.
Derya içeri girdiğinde kaptan koltuğundan dönüp ona baktı.
Yaklaşık ellili yaşlarında, yüzünde yılların yorgunluğunu taşıyan bir adamdı.
“Yüzbaşı Karaca?”
Derya olduğu yerde durdu.
Bu ismi yıllardır kimse böyle söylememişti.
“Beni tanıyor musunuz?”
Kaptanın yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi.
“Adınızı daha önce duydum. Özellikle de bir hava üssündeki eğitim raporunda.”
Derya cevap vermedi.
Kokpitteki diğer pilot da ona baktı.
Kaptan devam etti:
“Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum. Sizden uçağı kullanmanızı istemiyoruz. Uçuş kontrollerimiz ve prosedürlerimiz devam ediyor. Fakat yaşadığımız sorun nedeniyle savaş pilotluğu deneyimi olan birinin bakış açısına ihtiyacımız var.”
Derya'nın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.
“Ne oldu?”
Kaptan önündeki göstergeleri işaret etti.
“Birden fazla sistemde tutarsız uyarılar aldık. Bazıları birbiriyle çelişiyor. Otomatik sistemlerden biri devreden çıktı. Uçağı kontrol ediyoruz ama göstergelerin bize söylediğiyle uçağın davranışı arasında küçük farklılıklar var.”
Derya dikkatle dinledi.
Yıllar önce öğrendiği en önemli şeyi hatırladı:
Panik, gökyüzündeki en tehlikeli yolcudur.
Kaptana baktı.
“Peki uçak nasıl davranıyor?”
“Şimdilik dengeli.”
“Motorlar?”
“Normal.”
“Kontrol hissi?”
Kaptan kısa bir süre düşündü.
“Normalden biraz daha sert.”
Derya göstergelere baktı.
Sonra camdan dışarı çevirdi gözlerini.
Karanlık Atlantik'in üzerinde yalnızca uçuş ışıkları görünüyordu.
“Bana hiçbir şey açıklamayın,” dedi. “Sadece uçuşun nasıl hissettirdiğini söyleyin.”
Kaptan şaşırdı.
“Nasıl yani?”
“Göstergeleri bir kenara bırakın. Uçak size ne söylüyor?”
Kokpitte birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Kaptan sonunda başını salladı.
“Burun hafifçe ağırmış gibi.”
Derya yavaşça nefes verdi.
“Ben de bunu düşünmüştüm.”
Kaptan ona baktı.
“Ne öneriyorsunuz?”
Derya hemen cevap vermedi.
Çünkü artık mesele onun geçmişi değildi.
Kendisini kanıtlama zamanı hiç değildi.
Kokpitteki insanların hayatı, arkada uyuyan yüzlerce yolcunun hayatı söz konusuydu.
“Öncelikle sakin kalın,” dedi. “Uçak hâlâ kontrol altında. Sorunu çözmek için acele ederseniz, sorun olmayan bir şeyi sorun hâline getirebilirsiniz.”
Kaptan hafifçe gülümsedi.
“Tam bir savaş pilotu cümlesi.”
Derya ilk kez gülümsedi.
“Çünkü gökyüzünde korkuya yer yoktur.”
Kaptan ve yardımcı pilot kendi kontrollerini sürdürürken Derya kokpitte sessizce gözlem yapmaya devam etti....