18 yaşındaki oğlum bir trafik kazasında ölümden döndü… ama araçtaki kadının kim olduğu gerçeğine hazır değildim.

“Emir.”

Gözlerimi kapattım. Demek ki Emir’le tesadüfen karşılaşmamıştı. Demek ki birbirlerini tanıyorlardı.

Birkaç dakika sonra beni Emir’in odasına aldılar. Yüzü solgundu, alnında bandaj vardı, dudakları kurumuştu ama gözleri açıktı. Beni görünce çok hafif gülümsedi.

“Bekledin mi?” dedi zorlanarak.

O an ağlamakla ona sarılmak arasında kaldım. Yatağın yanına oturup elini tuttum. “Beni öldürüyordun az kalsın,” dedim, sesim titreyerek.

“Özür dilerim anne.”

“Kim o kadın?” diye sordum. Soruyu sormaktan korkuyordum ama daha fazla susamazdım.

Emir gözlerini tavana dikti. Uzun bir nefes aldı. Sonra bana baktı.

“Senin geçmişin.”

Bu iki kelime, bütün hastane gürültüsünden daha sert çarptı bana.

“Elindeki madalyonu gördün mü?” diye sordu.

Başımı salladım.

“Ben o madalyonu daha önce de görmüştüm.”

Nasıl yani der gibi baktım. Emir dudaklarını ıslattı.

“Geçen yıl tavan arasındaki kutuları indirirken eski fotoğrafları buldum. Birinin arkasında ‘Sonsuza kadar kardeşim Zeynep’e, Selen’ den’ yazıyordu. Sonra aynı madalyonun kapalı halini başka bir karede gördüm. Senin saklamaya çalıştığın her şey o fotoğraflarda vardı anne. Üzgünlüğün, korkun… Bir şeyleri yıllardır içinden atamadığını anladım.”
Reklamlar