18 yaşındaki oğlum bir trafik kazasında ölümden döndü… ama araçtaki kadının kim olduğu gerçeğine hazır değildim.

“Niye bana sormadın?” dedim.

“Çünkü sen anlatmayacaktın.” Bunu kırgınlıkla değil, sanki çok iyi bildiği bir gerçeği söyler gibi söyledi. “Ben de araştırdım.”

Boğazım düğümlendi.

“Onu aylar önce buldum,” dedi. “İzmir’de yaşıyordu. İlk başta benimle konuşmak istemedi. Sonra adımı öğrenince… sustu. Bana baktı. Ağladı. Ve beni içeri aldı.”

Gözlerim doldu. “Sana ne anlattı?”

“Her şeyi değil,” dedi. “Ama yeterince anlattı. Asıl suçlunun sen olmadığını, ikinizin de aynı adam tarafından kandırıldığını söyledi. Sonra bir cümle kurdu, hiç unutmadım: ‘Annen hayatını oğluna vererek ödedi. Ben ise öfkeme sarılarak yıllarımı kaybettim.’”

İçimde yıllardır taşlaşmış bir yer sarsıldı. “Bunu mu dedi?”

Emir başını hafifçe salladı. “Seni görmek istiyordu ama korkuyordu. Senin de onu görmek istemeyeceğini düşünüyordu. Ben bugün onu bu yüzden getiriyordum. Artık bitsin istedim. Geçmişinizin yükü benim hayatıma da seninkine de gölge etmesin istedim.”

Yüzümü ellerimin arasına aldım. Oğlum, benim yıllarca kaçtığım yüzleşmeyi tek başına yapmıştı. Beni korumak isterken, belki de ilk kez beni gerçekten görmüştü.

Kapı hafifçe çalındı. Az önceki hemşire yeniden göründü.

“Diğer hasta uyandı,” dedi. “Kısa süreliğine konuşabiliyor. Yakınlarından birini görmek istedi.”

Bana bakıyordu.

Ayağa kalktığımda dizlerim yine titredi ama bu kez geri çekilmedim. Yoğun bakım odasına girdim. Selen’in gözleri yarı açıktı. Yorgundu, acı çekiyordu ama beni görünce bakışları netleşti. Yılların arasından yürüyüp gelmiş gibiydi o an.

Yatağının yanına yaklaştım. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. O benden önce konuştu.
Reklamlar